TUTULMALAR MEVSİMİ

Barış İlhan -17 Ekim 2004'te Radikal İki

 

Terazi burcundaki bir Güneş Tutulması ile Boğa burcundaki bir Ay Tutulmasının ortasındayız. Akrep’te veya Boğa’da bir yeniay, dolunay veya tutulma olduğunda derhal kulak kesilmemiz lazım, çünkü Türkiye’nin Akrep burcunda çok gezegeni var ve bu tutulmalarla mutlaka birisi tetikleniyor. 1999’daki tutulmanın ardından yaşadığımız deprem nedeniyle tutulmaları depremle özdeşleştirmiş durumdayız, ancak bu ay fazları ve tutulmalar sadece depreme işaret etmiyorlar.

 

Güneş ve Ay Tutulmaları aslında Yeniay ve Dolunay’ın daha güçlü halleri. Her ay bir Yeniay, bir de Dolunay oluyor, ancak yılda sadece birkaç kere Tutulma oluyor, çünkü teknik olarak bir Tutulma için Dünya’nın yörüngesi ile Ay’ın yörüngesinin kesişmesi gerekiyor. Yeniay’ın etkisi bir ay sürüyor, Güneş tutulmasının etkisi ise en az bir yıl. Dolunay’ın etkisi 2 hafta sürüyor, Ay Tutulmasının etkisi ise en az altı ay. Tutulmalar bir şeyin zamanının geldiğini gösteren saat gibi işlev görüyorlar. Güneş Tutulması fazla hoşumuza gitmase bile yeni başlangıçların, açılan yeni kapıların işareti. Ay Tutulması ise daha ziyade hasat mevsimi gibi işliyor. Çatışmalar yaşanıyor, farkındalıklar gelişiyor, sonuçlar alınıyor. Denge ve uyum gerekiyor. Her ikisi de dış dünyada bir olay olarak görülebiliyor.

 

Bir Yeniay’ın veya Tutulmanın bir insanın veya ülkenin hayatında bir olaya veya değişime işaret edebilmesi için ya o ülkeden izlenmesi ya da doğum haritasında önemli bir noktayı tetiklemesi gerekir. 1999 yılındaki Tutulmanın işaret ettikleri çok açıktı, ancak daha sonrakiler gözden kaçmış olabilir. Örneğin 3 Kasım 2002 seçimleri 4 Kasım’da Akrep burcunda gerçekleşen bir Yeniay’a denk geliyordu ve bu nokta hem hükümeti, inançları, yasaları, uluslararası ilişkileri hem de dönüşümü işaret eden beklenmedik olumlu gelişmeleri gösteriyordu. 4 Aralık 2002’deki bir Güneş Tutulması ise Amerika’nın haritasında diğer ülkelerle ilişkileri ve düşmanları gösteren bir alanı tetiklemişti. O zaman bu tutulma ile ilgili yazdıklarım şunlardı: “Tutulmanın yanında Pluto var. Pluto'nun Yay burcundaki yolculuğu özellikle inanç konusunda savaş, ölüm ve dönüşüm anlamına geliyor Bu durumda, bir bakıma yaşamımızı düzenlemek için geliştirdiğimiz inanışlar, felsefeler değişmek zorunda. Ancak Pluto söz konusu olunca bunu yapmak istemeyiz. Aşina olduğumuz felsefeler bize güvenlik sağlar. Hatta bunlara daha sıkı sarılıp güç savaşlarına girebiliriz. Bush'un girdiği güç savaşı kuşkusuz bizim arkadaşımızla girdiğimiz savaştan daha şiddetli olacaktır. İşte bu noktada Pluto'nun iyileştirici, arıtıcı etkisini devreye sokarak önce güç savaşından vazgeçmek, sonra da herkesin kazanacağı çözüm arayışlarına girmek gerekir. Ancak bu Güneş Tutulmasının gerçekleştiği noktanın çok yakınında Pluto'nun yanısıra ünlü sabit yıldız Antares de bulunuyur. Eski astrologların kayıtlarında Antares (Algol dışında) dünyasal olaylarda en büyük felaketlere eşlik eden yıdız. Mars ve Jüpiter etkisi taşıdığı söyleniyor. Akrep'in eski yöneticisi Mars'tı. Jüpiter de Yay'ın yöneticisi. Bu durumda Akrep-Yay (Pluto-Jüpiter) yani fanatizm, köktencilik, ya hep ya hiç, bir kere daha, burada da görülüyor. Kayıtlara göre Antares'in simgelediği olaylar: savaş, nükleer felaketler, yangın (ne yazık ki Güneş Tutulmasının en iyi izlendiği yerlerden biri olan Avustralya'da tutulmanın hemen ardından başlayan büyük orman yangınlarına dikkatinizi çekmek isterim), suikast, duman, sis, insan hakları, esaret, ırk, sınıf konuları. Savaşa giren taraflardan güçlü olan kazanabilir, ama sonuçta büyük kayıplar ve ölümler söz konusudur." Sonra bu tutulmanın tetiklediği Irak savaşı çıktı.

 

2003 yılında 9 ve 23 Kasım’daki (Akrep burcu zamanı) tutulmaların ardından ülkemizde terör saldırıları yaşandı. 19 Nisan 2004’teki Güneş Tutulması ile 4 Mayıs’ta Akrep’teki Ay Tutulması arasında 23 Nisan'da Kıbrıs'ta referandum yapıldı. 22 Temmuz 2004’teki büyük tren kazası ise Akrep mevsimine denk gelmemesine rağmen 17 Temmuz’daki Yeniay haritasında Akrep burcu yükseliyordu.

 

Şimdi 14 Ekim’deki Güneş Tutulmasının ardından Akrep burcunda bir Ay Tutulması yaklaşıyor. Bu tutulma 28 Ekim’de Türkiye’nin Güneş’inin tam üzerinde olacak. Bu tutulmalar Türkiye’nin haritasında yaratıcılığı simgeleyen alanda bulunuyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin genç nüfusuyla özellikle sinema, tiyatro, gösteri sanatları ve spor konularında yaratıcılığını ortaya koyması gerekiyor, ancak bunları yapıp dikkat çekmesi için önce düzenli bir plan program çerçevesinde çalışması gerekiyor ve ne yazık ki bunu çok iyi yapabileceği halde büyük bir rehavet içinde bulunuyor. Güneş Tutulması önümüzdeki birkaç yıl için tüm bu konuları tetikledi. Bu alanın simgelediği şeylerden biri de spekülasyonlardır, dolayısıyla ülkenin ekonomisi ile parasal spekülasyonlar (borsa) arasındaki bağlantı önümüzdeki dönemde önem kazanabilir. Kısıtlamaların, çok çalışmanın ve kendine yeterliliğin gezegeni Satürn Türkiye’nin parasal alanının sınırlarında dolaşmaya başladı. Şimdi spekülasyonlarda dikkatli olmak, biraz kemerleri kısmak, ekonomik anlamda daha kendine yeterli hale gelmek ve kendi kaynaklarına yönelmek gerekiyor. Satürn Türkiye’nin haritasında dış borçları, kredileri ve ülkedeki yabancı yatırımları simgeliyor. Ayrıca ölümün göstergesi. Bunu daha psikolojik seviyede bir ulusun ölümü ve yeniden doğumu veya yenilenmesi olarak da düşünebiliriz. Şimdiki tutulmalar bu konularda biraz zorlanabileceğimizi gösteriyor. Ay Tutulması aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin doğum gününe rastladığı için önümüzdeki bir yıl içinde hangi konuların ağırlıklı olacağını görebiliriz. Her şeyden önce önümüzdeki yıl adım adım, çıkan engellere rağmen kendi sorumluluğumuzu üstlenerek, disiplinli çabalarla ilerleme yılı olacak. Ve bu özellikle diğer ülkelerle ilişkilerimiz, anlaşmalarımız kanalıyla olacak. İşbirlikleri ve uyum konuları bizi biraz zorlayacak. Ayrıca hükümet, yönetim, parti başkanları, ulusal prestij, diğer ülkelerin bizi nasıl gördüğü gibi konular kanalıyla bizim için önemli olanları saptayabileceğiz. İdeallerimiz saptayıp bunları gerçekleştirmek üzere çalışmak durumundayız. Ancak bu arada iç konular ile dış konuları dengelemek zorunda kalacağız. İç çatışmalar yaşayabiliriz. Genel olarak bunları aşabilecek enerjilere sahibiz. Artık onay ve önemsenme peşinde olmadan, güvenle kendimizi ortaya koyup yaratıcılığımızı sergileyebiliriz. Tutulmaların anahtar sözcükleri özgüven, özdisiplin, kendine yeterlik ve kendi özünden taviz vermeden uyumu sağlamayı öğrenmektir.