top of page

SATÜRN BALIK BURCUNDA - SINIRLARIN AKIÅžKANLAÅžMASI 

 

Satürn 7 Mart 2023’te Balık burcuna girdi, 27 Mayıs 2025’te de Koç burcuna geçecek. 1 Eylül’de Balık’a geri dönecek, ondan sonra 12 Åžubat 2026’da tam olarak Koç burcuna yerleÅŸecek, yani 2026 Åžubat’ına kadar yaklaşık 3 yıllık bir dönemden bahsediyoruz. Aslında bu 2026’nın baÅŸları enteresan zamanlar; Koç burcuna girer girmez Satürn, Neptün’le 20 Åžubat’ta kavuÅŸacak ve Satürn-Neptün döngüsü baÅŸlatacak ve bu 0º Koç burcunda olacak. Bu tabii Dünya derecesi, bu, dünyada olaylara iÅŸaret eden bir derece, o nedenle önemli.

 

Satürn’ün Balık’taki yolculuÄŸu ilk baÅŸta düÅŸününce esasında sınırların sıvılaÅŸmasını, akışkanlaÅŸmasını çaÄŸrıştırıyor. Satürn niçin sınırlarla ilgili? Çünkü Satürn gözle görünen en son gezegen, uzun bir döngüsü var, ortalama 29 yıl diyebiliriz. Ağır döngüsüyle GüneÅŸ’in etrafındaki bütün turunu bitirmesi bir bakıma GüneÅŸ Sistemi’ni çevrelemesi anlamına geliyor, yani GüneÅŸ Sistemi’nin sınırı olarak algılanmış uzun bir süre, Uranüs bulunana kadar. Dolayısıyla bu sınırlama hem bu kadar ağır bir sürede yolculukla hatırı sayılır bir deneyim ve bilgeliÄŸi iÅŸaret ediyor, hem de bu sınır ile bütün sistemi bir arada tutan, çevreleyen ve bir arada durmasını saÄŸlayan bir ÅŸey olarak düÅŸünülüyor.

 

Åžimdi tabii bu sınırların akışkanlaÅŸması bu bir arada tutma iÅŸini zorlaÅŸtıracak, iÅŸte Satürn’ün ünlü olduÄŸu kontrol mekanizmasını ve daha dünyevi planda düÅŸünürsek, otoriteyi, otorite olmayı zorlaÅŸtıracak, güçleÅŸtirecek bir ÅŸeye iÅŸaret ediyor. Yani artık her konuda, bildiÄŸimiz sınırlar tutmaz olacak, laçkalaÅŸacak ve kontrol de zorlaÅŸacak; bir arada tutamayacağız. Bu kiÅŸisel düzeyde de, sosyal, ekonomik ve siyasi düzeyde de deneyimlenecek bir ÅŸey.

 

Bunu bir bakıma son depremle maalesef elim bir ÅŸekilde deneyimledik. Herkesin altındaki toprak kaydı; Balık burcunun tipik ifadesi kaos, karmaÅŸa baÅŸladı ve bir düzen uzun süre kurulamadı, müdahale organize edilemedi, koordinasyon, her bir ÅŸey imkansızlaÅŸtı ve büyük bir belirsizliÄŸe girildi; böyle ön prova gibi bir ÅŸey olarak düÅŸünebiliriz bunu, çok iyi çerçeveledi yani durumu.

 

Yani ana baÅŸlıklar halinde sınırların sıvılaÅŸması, bir arada tutmanın zorlaÅŸması ve buradan doÄŸan karmaÅŸa.. Bunlar tabii, sancılı süreçler, çünkü Satürn nereden geliyor? Kova burcundan.. Nereden? Sabit bir burçtan; yani ÅŸimdiye kadar bu kontrolün sabitlenmiÅŸ olduÄŸu bir sistemden geliyor ve burada artık kontrol edemez hale geliyor, dolayısıyla sancılı olacağını buradan anlıyoruz. Bunun getirisi ne? Neticede artık kontrol edemeyince daha önceden iÅŸlemez duruma gelmiÅŸ düzenler, kontrol mekanizmaları, fazla katılaÅŸmış otoriter yapılar gibi ÅŸeylerin çözülüp erimesi, bunların yerini aslında daha anlayışlı, daha kabullenici, hayatla birlikte akabilen, yani bütün yaradılışın aslında bir olduÄŸunu idrak edebilen bir sisteme geçilmesi gerekiyor. Bütün yaradılışın bir olduÄŸu derken; bunu bitkisiyle, suyuyla, hayvanıyla, insanıyla, herkesin, her ÅŸeyin bu yeryüzünde bir yeri var, hakkı var, herkes eÅŸit; dolayısıyla hepsini kabullenmek ve bir arada yaÅŸamayı becermek gerekiyor. Bu Satürn’ün Balık burcundaki öyküsünün, neticede böyle bir birlik ve anlayış duygusuna yönelmesi gerekir. Fakat bunun ilk baÅŸta zor olabileceÄŸini, hatta belki de Satürn’ün Balık burcunda ilerlediÄŸi zamanda bunun yapılamayacağını da öngörebiliriz, varsayabiliriz. Çünkü, bu kontrolün yitirilmesi duygusuyla, aslında çıkan karmaÅŸayla hiçbir ÅŸey organize olamayacak ve bu kontrolü yitirme paniÄŸi, kontrolü artırma, daha da sıkılaÅŸtırma gibi bir yöne doÄŸru gidecek. Bunu özellikle dünyevi anlamda düÅŸünebiliriz. KiÅŸisel anlamda da öyle, yani insanın belirsizliÄŸi kucaklaması kolay olmayacak; tanımlamaya çalışacak, o belirsizlikle yaÅŸamak zor gelecek. Bir bakıma günbegün önünde beliren imkanlara, insanlara, durumlara anlayışlı yaklaşıp, hayatın günlük getirileriyle ilerlemek zor gelecek insanlara. Dolayısıyla burada mevcut durumu olduÄŸu gibi muhafaza etme kaygısı, sertleÅŸmelere de sebep olabilecek gibi görünüyor.

 

Nasıl seyredeceÄŸine bakarsak; tabii burada dedik ki Satürn Balık burcuna girecek, bunun yöneticisi önemli oluyor bizim için. Balık burcunun klasik yöneticisi Jüpiter; ÅŸu anda Satürn’ü düzenleyici pozisyonda olan o. Jüpiter de Koç burcunda; aslında o karmaÅŸaya Koç burcunun fevriliÄŸi, öfkesi, sabırsızlığı eÅŸlik ediyor olabilir. Dolayısıyla bu sistemin çözülüp erimesi ve karmaÅŸaya ve belirsizliÄŸe doÄŸru gidiÅŸine Koç’un bu özellikleri eÅŸlik ediyor.

 

Åžimdi tabii Koç’un daha olumlu yönü ne? Cesaret, atılım, bağımsızlaÅŸmaya doÄŸru giriÅŸim, ama bunlar belirli bir olgunluktan sonra yapılabilecek ÅŸeyler. Satürn’ün Balık’a giriÅŸiyle o ham enerjinin daha ziyade öfke ve sabırsızlık, fevrilik, parlamalar filan ÅŸeklinde çıkma ihtimali daha güçlü.   

 

Jüpiter 16 Mayıs’ta BoÄŸa burcuna geçecek; bu fevrilik yerini güvenlik duygusuna, maddi dünyada güvenceye terk edecek. Bu maddi dünyadaki güvence tabii her ÅŸey. Susuzluk, kuraklık, gıdasızlık, fakirlik.. her bir ÅŸeyi sayabiliriz yani; maddi olan her türlü konuda. Bunu da mesela, ÅŸimdi özellikle ülkemizde bu büyük depremin ardından büyük bir nüfusun maddi açıdan güvenlik duygusuyla meÅŸgul oluÅŸuyla anlayabiliriz. Åžu anda bile yaÅŸanan bir duygu. Uranüs de BoÄŸa burcunda olduÄŸu için zaten bir süreden beri bunu hissediyoruz.

 

Daha sonra daha detaylı konuÅŸulur bu geçiÅŸle ilgili- ÅŸu anda sadece para, güvenlik, yeryüzü, gıda, kaynaklar filan diye düÅŸünebiliriz. Åžimdi, bu ikisinin (Jüpiter-Uranüs) döngüsü 2024 yılında gerçekleÅŸecek, o zaman buluÅŸacaklar. Ama tabii daha önce Jüpiter BoÄŸa’da ilerlerken bu temaların ön plana çıkacağını görüyoruz. Yani bir yandan Balık’ın oynattığı zemini, Jüpiter saÄŸlamlaÅŸtırmaya çalışacak, yani oradaki o belirsizliÄŸe bir form vermeye, bir istikrar, bir güvenlik duygusu yaratmaya çalışacak. Bu yapılabilir mi? Evet, ama ne ÅŸekilde? Kaygan bir zeminde olduÄŸunu bilerek olabilir, yani neticede bir denizin üzerine ne gibi yiyecek malzemesi bulup beslenebilirsen onun gibi düÅŸüneceksin, bu böyle kayan, gezen bir ÅŸey olmak durumunda olacak herhalde. Gözümüzde öyle canlandırabiliriz. Bir salın üzerinde bir hayat inÅŸa etmek gibi düÅŸünebiliriz bunu; denizin üzerinde sürükleniyorsun ve orada yine doÄŸanın kaynaklarıyla kendine bir ÅŸeyler oluÅŸturmaya çalışıyorsun. Çünkü Satürn esasında yapılandırmayı, inÅŸaatı temsil eden bir ÅŸey, Balık’tayken böyle toprak üzerine saÄŸlam bir ÅŸey inÅŸa etmek yerine daha gezen, yüzen bir yapı oluÅŸturmak gibi ÅŸeylere yönelmek mümkün olabilir. SapasaÄŸlam, yerinden kıpırdamaz ÅŸeylerden ziyade daha esnek, daha kolay deÄŸiÅŸebilecek, daha doÄŸanın bereketine güvenerek esasında hayatını zenginleÅŸtireceÄŸin bir modele iÅŸaret ediyor.

 

Tabii aynı zamanda bu, özellikle Uranüs’le aynı burçta ilerlemesi, özgürlük, iyimserlik gibi ÅŸeyleri de artıracak bir etki. Bu özgürlük arzusuyla ani çıkışlar, gerilimler, isyanlar gibi ÅŸeylere de neden olabilir. Satürn’ün Balık’ta kontrolü kaybetme korkusuyla daha sıkı, baskıcı bir duruma girmesi isyan ve karşı çıkış doÄŸuracak bir ÅŸeye de iÅŸaret edebilir. Esasında Balık’la BoÄŸa’nın birbirleriyle uyumlu açılar yapmaları bir yandan da olumlu geliÅŸmelere iÅŸaret edici bir ÅŸey olabilir. Özgür, bilinçlenmiÅŸ bir iyimserlikle, daha güzel güvenlik duyguları da tasarlanabilir. Zaman içinde bunu görürüz.

 

Satürn’ün Balık’a geçiÅŸinden kısa bir süre sonra 23 Mart’ta Pluto da Kova burcuna geçecek. Bu da enteresan bir ÅŸey oluyor; o belirsizlik, karmaÅŸada kontrolün yitirilmesine eÅŸlik eden bir hareketi de, Pluto’nun Kova burcundaki baskısı olarak düÅŸünebiliriz. Kova burcu insancıl bir burç; tek tek bireylerin yararlarını düÅŸünen bir burç deÄŸil, daha insanlık adına, toplumsallık adına düÅŸünen bir hava grubu. Teorilerini buna göre geliÅŸtiriyor. Ä°nsanları ileri doÄŸru gidecek teorileri geliÅŸtiren, bunları simgeleyen bir burç. Yani insanlar nasıl ileri giderler, özgürleÅŸirler gibi düÅŸünürken fazla toplumsal düÅŸünmek tek tek bireylerin özgürlüÄŸüne raÄŸmen olabilir. Yani bireylerin özgürlüklerinden ziyade bütün toplum için iyi olduÄŸunu düÅŸünen, “ben insanlığın vücut bulmuÅŸ haliyim, ihtiyaç duydukları düÅŸünceleri geliÅŸtirmek üzere dünyaya geldim” gibi bir kavramla, insanları bir kenara bırakıp, daha merkeziyetçi, “ben hepiniz için doÄŸruyu biliyorum” gibi bir baskı rejimini yaratmaya kalkışabilir. Nitekim zaten Satürn’ün Kova burcundaki yolculuÄŸunda da bunun üç aÅŸağı beÅŸ yukarı böyle geliÅŸtiÄŸini, bireylerin fazla özgürleÅŸemediklerini, aslında daha baskı altında kaldıklarını görüyoruz. Dünya üzerindeki sistemler bu ÅŸekilde oluÅŸmuÅŸ durumda, Pluto’nun geliÅŸi bu baskının artacağını gösteriyor. Bu artışa büyük bir olasılıkla teknoloji de eÅŸlik edecek. Bu yapay zekayla özgürce nefes almak bile mümkün olmayacak hallere gelebilir. Tabii baÅŸka türlü olumlu geliÅŸmeler de olacaktır. Bunu da ayrıca konuÅŸuruz.

 

Aslında karmaÅŸa ve kontrolle çıkan “baskı” gibi bir temayı izlemek gerekir. GeçmiÅŸte bu Satürn’ün Balık burcundaki hareketlerine baktığımızda ilginç ÅŸeylerle karşılaşıyoruz. Satürn’ün Balık’ın karmaÅŸasının, belirsizliÄŸinin yol açacağı kabullenme konusu kavranabilirse bunu Koç burcu izleyecektir. Koç burcunda ne yapılması lazım? Yeni bir hayatın baÅŸlaması lazım. Fakat bunu beceremediÄŸin zaman, bu karmaÅŸanın yarattığı kaotik ortam, bir türlü düzenin saÄŸlanamadığı, arzulandığı bir ÅŸekilde zapturapt altına alınamadığı durumun ardından Satürn’ün Koç burcuna geçiÅŸiyle aslında çatışmaların artması beklenebilir, çünkü neticede Koç burcu savaşın burcu, öyle düÅŸünebiliriz ve Satürn de Koç burcuna girdiÄŸinde düÅŸüyor, yani asaletli davranması bitiyor, bu zor duruma girince iyice vahÅŸileÅŸebiliyor ve benim dediÄŸim dedik diye ezip geçen bir tarza yönelebiliyor.

 

Åžimdi bunu tarihte izlemek isteyince, geçmiÅŸ dönemlerde ne olmuÅŸ diye ÅŸöyle bir baktığımızda, 1905-1908 yılları arasında Balık burcunda olduÄŸunu görüyoruz, bunu 1935-37-38 yılları izliyor,  sonraki dönem 64-67 yılları, ondan sonra da 93-96 yılları. Bu yıllarda benim çok dikkatimi çeken çok sayıda baraj kazaları; barajların patlamaları, sellerle barajların yıkılmaları veya barajın açılması, San Fransisko’daki Golden Gate köprüsünün inÅŸa edilmesi, yani suyun üzerine inÅŸaat gibi ÅŸeylerle karşılaşılıyor ama barajlar çok dikkat çekiyor. Ondan sonra tabii depremler ve tsunamiler, çok sayıda transatlantikler, feribotlar, gemiler, gemi kazaları, onların batmaları gibi olaylar var.

 

Mesela bazı döngüler dikkatimi çekti. Bu döngülerden bir tanesi bir okyanus gemisiyle ilgili; RMS MAURETANIA isimli kocaman bir gemi 1906 yılında denize indirilmiÅŸ. Bu Satürn’ün Balık burcunda olduÄŸu dönem; bir döngü sonra gemi 1935 yılında parçalanmak üzere yola çıkmış, o kadar yaÅŸamış yani ömrü 29 yılmış.

 

Bir baÅŸka enteresan döngü de Mandela’ya ait. Mandela 1964 yılında yargılanıyor ve arkadaÅŸlarıyla birlikte Robben Island’a yani bir adaya gönderiliyor, orada hapis yatıyor. Toplam 27 yıl hapiste kalıyor, 18 yılı o adada geçiyor. Sonra 1994 yılında Güney Afrika’nın ilk siyahi baÅŸkanı oluyor hapisten çıkar çıkmaz. Bu da bir Satürn döngüsü izliyor yani. Birisinde hapse giriyor, adaya gidiyor; denizin ortasında adada tabii taÅŸ kırıyorlar (Satürn Balık’ta) -isterseniz okuyun, enteresan bir öyküsü var Mandela’nın- ondan sonra bir sonraki döngüde de baÅŸkan oluyor; bu da dikkat çekici.

 

Ayrıca çeÅŸitli suikast giriÅŸimleri görüyoruz. Mesela 21 Åžubat 1964’te Ä°smet Ä°nönü’ye baÅŸarısız bir suikast giriÅŸimi olmuÅŸ. BaÅŸka tarihlerde de deÄŸiÅŸik suikastlar var. 1965’te de 21 Åžubat’ta Malcolm X suikastla öldürülüyor. 1966’da Ä°talya’da Arno nehri taşıyor, sel oluyor ve Floransa’yı vuruyor, büyük yıkım oluyor yani. Evsiz kalınmış; sanat eserleri, nadir kitaplar, hepsini silip süpürüyor, yani geçmiÅŸten hiçbir ÅŸey bırakmıyor Satürn Balık’tayken, daha sonra Venedik’i de vuruyor. Feribot kazaları, baraj kazaları..

 

Ayrıca Satürn’ün Balık’ta olduÄŸu zamanlarda, hemen her dönemde bir baskıcı sistem, rejim olduÄŸunu görüyoruz ve o bittikten sonra da bir çatışmanın çıktığını görüyoruz, bu da çok enteresan.. Mesela 1905-1908 yılları II. Abdülhamit’in istibdat dönemine denk geliyor. Gerçi istibdat dönemi 30 yıl sürmüÅŸ, ama bu son zamanı artık kontrol edemez hale gelmiÅŸ. Bu istibdat döneminde neler var, mesela bu padiÅŸahı eleÅŸtirmek yasaklanmış, padiÅŸahın yaptığı herhangi bir iÅŸi, icraatı eleÅŸtiren gazeteler ve dergiler derhal yasaklanmış, kitap ve gazeteler toplatılmış, herkes herkesi ispiyonlar hale gelmiÅŸ; yani bu padiÅŸah bunu teÅŸvik etmiÅŸ. Devlete karşı iÅŸlenecek suçları önlemek amacıyla padiÅŸah tarafından hafiye ordusu kurulmuÅŸ, bu ordunun görevi halkın arasında dolaşıp aldıkları bilgiyi padiÅŸaha iletmekmiÅŸ.. Ve sürekli yeni yasaklar.. Yani bir yandan bir modernleÅŸme yapmaya çalışıyor, ama bütün bu yasaklar artıyor, en sonunda artık Jön Türkler isyan ediyor. Ondan sonra da II. MeÅŸrutiyet ilan ediliyor o dönemde. Åžimdi buradaki bu isyanda, yani MeÅŸrutiyet’in ilan edilmesine doÄŸru giden bu isyan sürecinde çok ilginç bir öykü var. 1907 yılında Bitlis depremi oluyor - Bitlis depreminin öyküsü de enteresan okumanızı tavsiye ederim. 1907 Bitlis Dönemi MeÅŸrutiyet’in ilan edilmesine vesile oldu diye bir yazı var Ä°nternet’te, oradan izleyebilirsiniz.- Halk sahipsiz kalmış, yardımlar gitmemiÅŸ, çok ÅŸey yaÅŸanmış, oradan büyük isyanlar çıkmış...

 

Aynı ÅŸeyi 1935-38 yıllarındaki döngüde görüyoruz. Onu biliyoruz esasında, çünkü o yıllarda Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin’in kontrolü ele geçirdiÄŸi yıllar, aynı zamanda Mao da o dönemlerde aktif. Tek adamların etkili olduÄŸu zamanlar. Stalin sıkı bir ÅŸekilde önlemler alıyor, yani Sovyetler BirliÄŸi, Sovyet karşıtı unsurları ortadan kaldırmak için büyük tasfiye, en büyük kampanyayı baÅŸlatıyor 1937’de. Ondan sonra Stalin’in emriyle 724.000 kiÅŸi öldürülüyor. Bu demek ki ortada, detaylı incelediÄŸimizde kontrol edilemez bir ÅŸey var, kontrol etmek için o baskı artıp ÅŸiddetli hale geçiyor. 1937’de ne oluyor? Satüen Koç’a giriyor, sonra geri gidiyor, 38’de tekrar Koç’a geçiyor. Yani böyle Balık-Koç burcu kombinasyonları..  Ä°yice kaos çıkmış, iyice öfke artmış, baskı artıyor.

 

Bu arada Türkiye’de ne oluyor? Türkiye’de Dersim Ä°syanı oluyor ve arkasından iÅŸte Dersim Katliamı denebilir, deneyimleniyor. Hepsi Satürn Balık’tanın son zamanları, Satürn’ün Koç’a gidip döndüÄŸü zamanlar.

 

Sonra arkasından biliyoruz, Ä°kinci Dünya Harbi çıkıyor. 1908’den birkaç yıl sonra da Birinci Dünya Harbi çıkmıştı.

 

1964-67 arasında çok dikkat çekici olaylar var. Anti-apartheid (Güney Afrika'da ırkçılığa karşı) hareket, 64’te Mandela’nın hapse atılması en önemlilerinden. Bu arada Vietnam Savaşı sürüyor ve artık Vietnam Savaşı’nın protestoları zirveye çıkıyor. Prag Baharı; bütün dünya üzerindeki 68 KuÅŸağı, her tarafta protestolar baÅŸlıyor, sonra o protestoların mesela Prag’da bastırılması gibi olaylar yaÅŸanıyor. Yugoslavya’nın Stalinizm’den uzaklaÅŸma çabaları, ondan sonra Amerika’da geliÅŸen protestolar... Türkiye’de de, özetle Deniz GezmiÅŸler dönemi diyebiliriz.

 

90’lı yıllara geldiÄŸimizde, 93-96 yılları arasında çok büyük bir tufan yaÅŸanıyor. 93’te Missisippi ve Missouri nehirleri Orta Amerika’nın büyük bir kısmını sular altında bırakıyor. Büyük seller kuraklıklara sebep oluyor, Çin’de de büyük bir kuraklık var mesela. Satürn’ün Balık’ta olduÄŸu zamanlarda çok su var ve o suyun sonucunda kıtlık, kuraklık oluÅŸuyor. Bu sözünü ettiÄŸim Missisippi Nehrinin üzerindeki sel Nisan’la Ekim ayları arasında, altı ay sürüyor.

 

1994’te tabii Ruanda’da 800.000 insanın öldürüldüÄŸü soykırım var. Bunun Balık burcundaki Satürn’üm sembolizmiyle baÄŸlantısının incelenmesi gerekir.  

 

Türkiye’de 94 yılında Demokrasi Partisi (DEP) isimli Kürt partisini mecliste görüyoruz. Bu partinin milletvekilleri Meclis’ten çıkarken göz altına alınıyorlar ve  tutuklanıyorlar. Ondan sonra DEP kapatılıyor. Bu Satürn Balık’tayken oluyor, ÅŸimdi de Satürn Balık’ta HDP’nin kapatılması konuÅŸuluyor, bu döngü dikkat çekici.

 

1990’lı yıllar Güney DoÄŸu’da iÅŸlerin çok karışık olduÄŸu yıllar, bayağı sancılı yıllar, Tansu Çiller’in baÅŸbakanlık yaptığı yıllar; bununla ilgili Ä°nternet’te birtakım belgeseller var, onları izlemekte yarar var. Benim ilgimi çeken, 1995’te çok kapsamlı bir harekat baÅŸlatılıyor, 35.000 askerle Irak’a giriliyor o zaman, PKK’lıları öldürmek üzere, 35.000 asker bayağı büyük bir sayı, yani sınır ciddi aşılmış.. Bunu sınır (Satürn) olarak düÅŸünebiliriz.

 

Sonra 11 Nisan 1995’te GAP’daki Åžanlı Urfa-Harran su kanallarına ilk su verilmiÅŸ durumda. Bu da oradaki barajlar, GAP projesi, onun gerçekleÅŸtirilmesi Satürn-Balık sembolizmine çok uygun.  Suyu yönlendirmek için su akışını engellemek ve kanallarla yönlendirmek söz konusu. Denize dağılan petrol kazaları filan gibi ÅŸeyler de bu dönemde yaÅŸanan ÅŸeyler.

 

Satürn’ün 90 küsurlu yıllarda Türkiye’deki icraatları neler diye sorduÄŸumuzda, ÅŸunları görüyoruz: Koç burcuna geçerken Güney DoÄŸu’da Jitem, faili meçhuller gibi olaylar. Erbakan’ın 1996’da kurduÄŸu, Refah Yol Hükümeti. 1996 Satürn’ün artık Koç’a geçtiÄŸi zaman. O zaman kuruluyor, görev yapıyor. Ondan sonra bu Refah Partisinin kapatılması ve 28 Åžubat süreci geliyor. Yani hemen hemen her dönemin sonucunda bir çatışma, tatsız bir olay ÅŸeklinde Satürn Koç’a giriyor.

 

Åžimdi Satürn’ün Balık’taki yolculuÄŸu bu döngüler anlamında bakalım ne ÅŸekilde cereyan edecek. 2026’nın başında Åžubat ayında gerçekleÅŸecek olan Satürn-Neptün kavuÅŸumu sosyalizm, komünizm döngüsünü baÅŸlatacak. Ancak o zaman insanlar herkesin yararına, eÅŸit paylaşım ÅŸu bu gibi ÅŸeylerle ilgilenecek. Yani yeryüzünün tüketilmesine alternatif olacak sistem o zaman dillendirilmeye baÅŸlanacak.

 

Jüpiter’in Uranüs’le birleÅŸtiÄŸi döngü kapitalizm, serbest piyasaların, yani yeryüzünün kaynaklarına el koymanın yani açgözlülüÄŸünün döngüsü; Neptün’le Satürn’ün döngüsü de daha ziyade sola eÄŸilimli sosyalizm, komünizm döngüsü. Demek ki önce gene kapitalizmin ÅŸiddeti deneyimlenecek, ondan sonra da sistemler iyice çözülecek, eriyecek ve bunun sonucunda 0º Koç burcunda bu ikisinin kavuÅŸmasıyla yeni bir döngü baÅŸlayacak.

 

Belki o zamana kadar da Pluto Kova’da ilerlerken yeni teorilerle bu yeni geliÅŸecek olan siyasi, ekonomik sistemin neler olduÄŸu tartışılacaktır bütün dünya üzerinde, bunlar formüle edilecektir ve belki bunların tatbikatı baÅŸlayacaktır.

 

KiÅŸisel olarak da görüyoruz ki aslında kesinlikle belirsizlikle yaÅŸamayı öÄŸrenmek durumundayız, yani ÅŸu anda hayatımızı bildiÄŸimiz ÅŸekliyle kontrol altına almamız mümkün deÄŸil. Daha akışkan bir varoluÅŸa, daha belirsizlikle yaÅŸamaya alışmamız, bunu kabul etmemiz gerekiyor.

​

​

*Bu yazı 7 Mart 2023 tarihinde YouTube'da yayınlanan videonun deÅŸifresidir. DeÅŸifre eden Oya VulaÅŸ'a teÅŸekkür ederim.

​

Videonun linki: https://www.youtube.com/watch?v=rnfOgRotD1I 

bottom of page