SAVAŞMA SEVİŞ BENLE, HAYATA KARIŞ BENLE

(12.EV'in SIKINTI ve SORUNLARINI AŞMAK)

 

Balık burcu-Neptün-12. Ev semineri bitti, ama bendeki etkisi hâlâ sürüyor. 12. evin simgelediği insanın evrenle ve yaradılışın kaynağı ile bir olduğunu hissetmesi sözü kulağa çok hoş geliyor. Bir de bunu nasıl yapacağımızı bilsek... Son zamanlarda aklım sürekli bu kavramın günlük hayatta nasıl uygulanacağı ile meşgul. Nereye gitsem bunu görür oldum.

 

Bu sabah çalışmaya başlamadan önce biraz canlanmak için teybe Sezen Aksu'nun yeni kasetini koydum ve bir şarkı çalmaya başladı: Savaşma seviş benle, hayata karış benle, iyi günde kötü günde, olmaya çalış benle... Sanki şarkı 12. ev teması güçlü olanlara sesleniyor gibi. Gerçekten de bu evin hayata karışamamak gibi bir sorunu var.

 

Evrenle bir olduğunu hissetmek veya evrenle bütünleşmek denince, genellikle sanki dışarıda bir yerde evren duruyor, bizim de evrene doğru gitmemiz gerekiyor gibi bir duygu uyanıyor. Balık burcunun "bırakmak" temasını düşününce sanki bu hayatı, dünyayı, dünyadaki insanları, olayları ve sorunları bırakıp gitmek gibi bir şey algılanıyor. Kuşkusuz bunu 12.evin konusu olan 'inzivaya çekilmek' iyice perçinliyor. Öyle ya inziva deyince ıssız bir yere gidip yalnız başına yaşamayı düşünüyoruz. Balık burcunun şefkat, merhamet gibi konuları temsil etmesi, bizim kendimizi sevecen, anlayışlı, her an ihtiyacı olanların yardımına koşan birisi gibi hissettiğimizin göstergesi. Dolayısıyla biz iyi, sevgi dolu bir insan oluyoruz, karşımızdaki dünya ise sorunlarla dolu. Bu durumda yapılabilecek iki şey kalıyor; bu dünyayı bırakıp, evrenle bütünleşmeye çalışmak veya dünyayı kurtarmak.

 

Oysa dünya da, onun üzerinde yaşayanlar ve yaşananlar da evrenin bir parçası. Biz tüm çatışmaları bir kenara bırakmadıkça evrenle bir olduğumuzun o huzur dolu duygusunu hissetmemize olanak yok. Ve Balık burcu-12.ev söz konusu olunca çatışma kaçılmazdır.

 

Çatışmanın nedeni 12. ev enerjilerini bilinçdışından açığa çıkartıp hayata karıştıramamamız, yani onları deneyimleyerek terbiye edemememiz. Bu enerjiler korktuğumuz veya görmekten hoşlanmadığımız kendi özelliklerimiz. O kadar derindeler ki onların hiç farkında değiliz. Bilincinde olmadan onları saklayıp duruyoruz, ta ki frenler aşırı kullanımdan aşınana kadar düşüncelerimizi, duygularımızı bastırıyoruz, sonra hiç tanımadığımız duygular seli bilince çıkıyor, bizi boğuyor. Yani bunlar bizim farkına varma sürecinde bizi acıya boğan psikolojik sorunların kaynağını oluşturuyorlar. Bunların açığa çıkması uzun sürüyor, çünkü bildiğimiz gibi Balık burcu-12.ev aynı zamanda "kaçış"ı temsil ediyorlar. Yani kendimizi kandırmamız, rahatlatıcı bir gerçeğe saklanmamız çok kolay oluyor.

 

Bu enerjileri bastırdığımız sürece kendimizi ve hayatımızı bölmüş oluyoruz. 12.ev enerjilerinin temsil ettikleri yönlerimizi hiç yaşayamıyoruz. Bu durumda korktuğumuz veya hoşlanmadığımız yönlerimizi çarpıtılmış biçimde başka insanlara veya koşullara yansıtıyoruz. Dolayısıyla içimizdeki çatışma dış dünyaya taşınmış oluyor. 12.ev gizli düşmanları temsil ediyor, çünkü bizim içimizdeki gizli enerjiler gizlice bir başka insana yansıtılıyorlar. Örneğin eğer Mars'ınız veya Koç burcu 12.evdeyse dış dünyada kendi isteklerini belirtebilen ve onların peşinden gidebilen insanları hemen saldırgan olarak niteleyip onlara sinir oluyorsunuz. Bu gizli enerji ne kadar bastırılmışsa, o kadar şiddetleniyor. Oysa dikkatlice bakarsanız, siz de gizlice hep kendi isteklerinize odaklandığınızı, ama bunların peşinden gidemediğinizi ve bunları başkasının yapmasını talep ettiğinizi görebilirsiniz. Ve bunların mutlaka görülmesi gerekiyor. İşte bu nedenle Savaşma Seviş Benle, Hayata Karış Benle sözü çok önemli. Bunu yapmadığınız sürece kendi küçük ve bölünmüş dünyanızda inzivaya çekilip, sizin ne kadar barışsever bir insan olduğunuzu, dış dünyanın öfkeli insanlarla ne kadar dolu olduğunu düşünüp durursunuz. Kendi inzivanızda kendi isteğiniz sandığınız şeylerin peşinden gidebildiğiniz için burada bir sorun yokmuş gibi görünür, ama hayata karışıp birkaç insanla yakın ilişkiye girdiğinizde hemen çatışma başlar ve siz yine rahatlatıcı küçük dünyanıza saklanırsınız. Kendinize çektiğiniz öfkeli görünen insanların kaynağı sizde olduğuna göre öfkenizi dışarı çıkartmadığınız sürece nereye giderseniz gidin bu döngüyü yaşarsınız. 

 

Evren sizi, bu dünyayı, hayatı ve insanları içerdiğine göre, bunların büyük bir kısmından kaçtığınız sürece, gerçekten evrenle bütünleşemez ve Tanrının kollarında olmanın o huzur verici duygusunu tadamazsınız.

 

Ve yine, işte bu nedenle;

SAVAŞMA SEVİŞ BENLE, HAYATA KARIŞ BENLE

sözü çok önemli.

 

(c) Barış İlhan, 2002

© 2018 by Barış İlhan. Proudly created with Wix.com