NEPTÜN BALIK'TA: Fedakâr mı, Fedai mi?

 

4 Nisan’da Neptün 2025-26 yıllarına kadar kalacağı Balık burcuna girdi. Neptün’ün güneş etrafındaki turu 164 yıl sürer. Bundan 164 yıl önce Neptün dünyamızda 1. yaşını kutluyordu, çünkü henüz 1846 yılında keşfedilmişti. Keşfinin ardından 1847’de Balık’a girmiş, orada 1862 yılına kadar kalmıştı. O gün bu gündür Neptün’ün bu enerjisini ilk defa deneyimliyoruz. Adını Neptunus’tan, yani Poseidon’dan alan Neptün astronomik keşfinin ardından astrolojide Balık burcunun yöneticisi olarak atandı. Dolayısıyla Neptün şimdi yönettiği burca giriyor ve çok güçleniyor.

 

1847-1862 yıllarına bir göz attığımızda en dikkati çeken başlıklar Komünist Manifesto’nun yayınlanması, Çin’de yaklaşık 20 milyon kişinin ölümüne yol açan Taiping Ayaklanması, İtalya, Almanya, Avusturya, Polonya, Fransa, Macaristan ve Polonya’daki büyük ayaklanmalar (1848 Devrimleri), Dersim’de ilk ayaklanma, Kırım Savaşı, İslahat Fermanı, Osmanlı’nın ilk dış borçlanması, Amerikan İç Savaşı, köleliğin kaldırılması, Kaliforniya’ya altın göçü, kızılderili katliamları ve Hindistan’da yabancı sömürgeye karşı başlatılan Sepoy isyanı. O yıllarda ne kadar çok ayaklanma var değil mi? Dünyanın dört köşesinde sömürüye karşı isyan başlamış. Peki günümüzde? Bu defa ayaklanmalar Orta Doğu’dan başladı, ancak dünyanın çeşitli yerlerinde de belirdi.

 

O yıllarda dikkati çeken diğer olaylar Gregor Mendel’in genetik üzerine çalışmaları, Charles Darwin’in evrim kuramını açıklaması, Sezyum, Talyum elementlerinin keşfi, Hollywood’un kurulması, ilk telgraf hattının çekilmesi, TCDD’nin kurulması ve Dolmabahçe Sarayı’nın kullanıma açılmasıdır. Herhalde önümüzdeki dönemde de evrim kuramı üzerine tartışmalar, kalıtım biliminde ve kimyada gelişmeler olacaktır. Neptün keşfi anestezinin keşfine denk gelir. Dolayısıyla tıp ve ilaçta da gelişmeler bekleyebiliriz. Neptün’ün diğer simgeledikleri film, müzik, dans, fotoğrafçılık, özetle tüm ilham, yaratıcılık ve hayalgücü gerektiren sanatlardır. Bunun dışında yardım kuruluşlarını, hastaneleri, hayır işlerini sayabiliriz. O yıllarda haberleşme telgraf hatları ile sağlanıyordu, günümüzde de devrimler Facebook kanalıyla yapılır oldu. Dolmabahçe Sarayı’na gelince, işte o biraz ilginç, acaba başkanlık sistemine geçilip Dolmabahçe Sarayı yeniden kullanıma açılabilir mi?

 

Deniz ve Deprem Tanrısı Poseidon

Poseidon antik Yunan'da denizin, depremlerin ve atların tanrısıdır. Üç çatallı mızrağı ile yere vurduğunda depremler olur. Biz Poseidon’u geçtiğimiz ay Japonya’daki deprem ve tsumani sayesinde yakından tanıdık. Poseidon’un temsil ettiği deniz yaşamsal enerjinin, ama aynı zamanda her şeyi yutan derinliğin sembolüdür. İçinden canavarlar belirir, fırtınalar ve dalgalar her şeyi yok eder. Öte yandan, yaşam oradan beslenir. Psikolojide deniz ya da okyanus kolektif bilinçdışını simgeler.

 

Okyanus sonsuz görünen yüzeyi ile aynı zamanda sonsuzluğun, nihai birleşmenin, birliğin ve ilksel biçim almamış halin sembolüdür. Bu, kişisel sınırların çözülüp erimesi ve yaşamın diğer varlıkları ile birleşme halidir. Mistik yolculukta buna damlanın okyanusa düşmesi misali ruhun Allah'ın zatında yok olması (Fena fi-llah) derler. Buna biz, günlük yaşamda kişisel önemsediklerini bir kenara bırakarak, yani bir bakıma kendinden özveride bulunarak, dünyanın tüm varlıklarının iyiliği için bir araya gelme, muhtaç durumdakiler için bir şeyler yapma arzusu da diyebiliriz. Neptün aydınlık yüzüyle anlayış, kabullenicilik, fedakâlık, şefkat ve merhamet demektir.

 

Karanlık yönüyle Neptün kaosu, karmaşayı, hilekârlığı, hayal kırıklıklarını, aldanmaları, aşırı duyarlılığı, kolay etkilenmeyi, bağımlılıkları, kurban-kurtarıcı psikolojisini, peygamber kompleksini gösterir. Kişi kendisini seçilmiş zanneden bir çılgın da olabilir. Tuhaf teorilerle, dini veya ruhsal bazı ideolojilerle kendini kandırabilir, başkalarını baştan çıkartabilir. Ya da sınırsızlık ve fedakarlık, gölge yönüyle kurban olmaya, aldanmalara, hayal kırıklıklarına işaret edebilir.

 

Son yıllarda kadersel, öngörülemez ve sınırlı insan iradesiyle değiştirilemez olguları temsil eden gezegenler öncü burçlara geçerek yeryüzünde hareketi başlattılar. Bunlara gerek insan, gerekse doğa boyutuyla şahit olmaktayız. Son olarak Neptün bir değişken burca geçerek, bu hareketlere adapte olmaya, bu akıntıyla birlikte bilgece akmaya işaret ediyor. Temel prensibi birlik duygusunu ve hepimizin aynı gemide olduğunu kavramak. Dolayısıyla şimdi kişisel olarak çok hoşnut olmasak bile birliğin hayrı için fedâkarlıkta bulunma, empati kurma zamanı geldi. Bunu muhtaç durumda olanlara yardım etmek, onlar için üzülmek, hiç hoşlanmadığımız birilerini anlamak için gayret göstermek, işler istediğimiz şekilde gitmediğinde fazla ısrar etmemek, oluruna bırakmak şeklinde yaşayabiliriz.

 

Ne de olsa devrimler, değişimler öyle kolay olmuyor. Özgürlükler kolay elde edilmiyor. Her şeyi bir kenara bırakıp, kendi isteklerimizden vaz geçtiğimizde çok pasif kaldığımızı ve zarar göreceğimizi düşünebiliriz. Aslında pek öyle değil, çünkü bıraktığımızda asıl gerçeği görme şansına kavuşacağız. İnançlarımızın, isteklerimizin, özlemlerimizin perdelemediği gerçeği. İşte o zaman asıl yapılması gerekenler için kolları sıvayabiliriz. Şimdilik ortama karmaşa, öfke ve çatışma hakim, çünkü Balık burcunun eski yöneticisi Jüpiter Koç burcunda çatışmayı arttırıyor. İnsanı “fedakar” yerine bir “fedai” yapıyor. Koç askerlerin, yiğitlerin, toplum yararına canını esirgemeyenlerin burcu ve bunlar bir fedainin işleri. Ancak fedai karanlık yönüyle bir canlı bombaya, başı bozuk bir orduya ya da zorba bir korumaya dönüşebiliyor. Günümüzde her iki yüzüne de şahit oluyoruz. Kuşkusuz hem fedakâr hem de fedai olmamız gereken durumlar yaşayacağız. Ve bu öykü çok uzun sürecek...

Barış İlhan

10.4.2011'de Radikal 2'de yayınlandı