Herkes Kızabilir ama ...

Barış İlhan - 24.3.2013, Radikal 2

 

Mars 12 Mart’ta Koç’un sıfır derecesinden geçti. 0 derece Koç astrolojik sembolizmde geri plandaki ya da içerideki süreçlerin dış dünyada tezahür etmeye başlamasını gösterir. Kişiselden kolektife doğru gidiş başlar. Bu nokta “dünya”  noktasıdır. Bizi toplumsal ve sosyal arenaya taşır. Burada olup bitenler dünyanın bütününü ilgilendirirler. Elbette tek tek bireyler için de önemlidir, ama dünyasal astrolojide bu noktanın tetiklenmesi önemli politik, toplumsal, kültürel ve ekonomik olayların işaretidir.  0 derece Koç noktası tetiklendiğinde, otomatik olarak diğer 3 köşe noktası daha tetiklenir, bir bakıma dünyanın dört köşesi sallanır. Potansiyel olan, tezahür etmeye başlar.

 

Mars Güneş etrafındaki turunu 2-2.5 yılda tamamlayan, görece hızlı bir gezegen olduğu için, onun 0 derece Koç noktasından geçmesi dünyayı sallayacak güçte değil. Zaten buna gerek de yok, çünkü ondan daha etkili ve güçlü gezegenler yakın geçmişte -Pluto 2008’de, Saturn 2009-10’da, Uranüs 2010-11’de-  4 köşenin 3’ünü tetiklediler bile. Bu yılın Haziran’ında da Jüpiter 4. köşeyi tutacak, ve işlem tamamlanacak. Bunlarla ilgili eski yazıları arşivden okuyabilirsiniz.

 

Mars’a geri dönecek olursak, Mars’ın işlevi, daha ziyade, zeminde hazırlanmakta olanı harekete geçirmektir. Olayı ateşler ve çeker gider. Bu ifadeden Mars’ın önemsiz olduğunu düşünmeyin. Dünyada bir çok önemli olaya baktığımızda, Mars’ın iş başında olduğunu görürüz. 11 Eylül bunlardan biridir.

 

Mars bundan önce Koç’un 0 derecesinden 2 Nisan 2011’de geçti. Bu, Arap Baharının Suriye’ye sıçradığı döneme denk geliyor. 29 Mart 2011 akşamı Suriye'de birkaç hafta süren protestoların ardından hükümet istifa etmiş. Son iki yılı Suriye’nin iç savaşla geçirdiğini ve Türkiye’nin de bir şekilde işin içinde olduğunu düşündüğümüzde, Mars’ın 2 yıl sonra aynı noktaya gelerek gerek Suriye de gerekse Arap Baharında yeni bir döngü başlattığını görebiliyoruz. Nitekim Mars’ın aynı noktaya gelişiyle İngiltere ve Fransa Suriye’de muhalifleri açıkça destekleme kararı alarak yeni bir sürece işaret ettiler. Bu esnada Türkiye süreçte fazla taraf olduğu için güvenilmez bir ülke olarak düşünülüyor. Olan bitene şöyle bir göz attığımızda Suriye ve Türkiye’nin doğum haritalarını inceleme ihtiyacı doğuyor. Türkiye’ninki bir tane, ama Suriye’nin hadiseli geçmişi nedeniyle bir kaç tane doğum haritası var. Bunlardan ikisi öne çıkıyor: Birisi 16 Eylül 1941 tarihinde hür Fransız kuvvetleri komutanı Catroux Suriye'nin bağımsızlığını ilan etmesi, diğeri ise 1 Ocak 1944’te Fransız askerlerinin ülkeyi terk etmesi. Her ikisinde de Türkiye ile Suriye’yi sıkıca birbirine bağlayan göstergeler bulunuyor. Özellikle bunlardan birisi şimdi her ikisinin de kökten değişimine işaret ediyor. Ve işin ilginci bu gösterge Türkiye’deki Kürt sorunu ile de bağlantılı. 1944 tarihli bu haritada Suriye’nin burcu Oğlak görünüyor ve bu, Türkiye’nin haritasında hem müttefikleri hem de açık düşmanları gösteren alanda duruyor. Mars bu noktayı Kasım ayında geçerken Suriye’de muhalefet yeniden örgütleniyor ve Kürt Ordusu kuruluyordu.  O esnada Türkiye’de de Kürt Açılımı başlıyordu. Günümüzde Mars bu noktaları yeniden tetikliyor. 20 Mart’ta İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ve Venüs de ona eşlik edecek.

 

Kırmızı gezegen Mars ilk çağlardan bu yana savaş ve yıkımla ilişkilendirildiği için genellikle uğursuz kabul edilmiştir. Sıcak ve kuru bir tabiata sahip olduğu düşünülür. Bu doğasında aşırıya kaçtığında yakar kül eder, kurutur can bırakmaz. Bizde de bir söz vardır “ocağımı kuruttun” diye. Mars ateşli silahlar, kavga, yangın, kan demektir. Uğursuzluğundan korkulur.

 

Öte yandan Mars cesaretin, inisiyatifin ve atılganlığın simgesidir. Doğanın itme ve def etme gücüdür. Organizmanın sağlıklı büyümesine zararlı olanları def eder. Nefsin açgözlülüğünü, doyumsuzluğunu def eder.  İşlevini doğru göremediğinde vahşete ya da ödlekliğe ve namertliğe dönüşür. Şimdi Mars kendi yönettiği Koç burcunda hareket ettiği için oldukça güçlü durumda. Bu gücün vahşet olarak mı, yiğitlik olarak mı kullanılacağı biraz da kişilerin iradesine kalmış durumda.

 

Şimdi Mars prensibinin vahşet ve saldırganlık olarak kullanılabileceği bir dönemden geçiyoruz. Özellikle Nisan’ın ilk haftasına kadar kritik bir dönemdeyiz. Enerji yükselmiş, havada öfkenin kokusu var. 27 Mart’ta Koç-Terazi burçları aksında gerçekleşecek Dolunay gerilimi iyice tırmandıracak gibi görünüyor. Dolunay her ay gerçekleşmesine rağmen, Türkiye’nin doğum haritasında tetiklediği noktalar itibariyle bu Dolunay ülke için ayrı bir öneme sahip. Dolunayın bir hafta öncesi ve sonrası çeşitli olayların cereyan ettiği dönem olarak bilinir. Üstelik bu Dolunay İlkbahar ekinoksunun çok yakınında olacak. Biliyorsunuz İlkbahar ekinoksu canlanmanın, hayatın başlamasının noktasıdır. O dönemde atılan tohumlar yavaş yavaş filizlenmeye ve güçlenmeye başlar. Dolayısıyla neyin tohumunun atıldığı çok önemli.  Tohumdan sonraki filizlenme dönemi toprağı yararak boy vermeye çalışan filize benzer. İçinde mücadele barındırır. İnsan hayatında bu, kişiyi geriye doğru çekmeye çalışan alışkanlıklar, inançlar ve insanlarla mücadele dönemidir.

 

Oldukça gerilimli görünen Dolunayın etkisi 2 hafta sürer, ancak bunun sonuçları uzun vadeye yayılabileceği için Mars prensibini yiğitlik olarak kullanmaya çalışmakta yarar var. Dolunayda Güneş’in yanında barışı temsil eden Venüs görünüyor. Bu gerilimi biraz azaltıcı bir unsur olabilir, ancak antik çağlarda Venüs aynı zamanda savaşın gezegeniydi, dolayısıyla kavgaya duyulan iştahı arttırabilir ve bu gerilim ancak sağduyu ile aşılabilir. 

 

Aristo’nun dediği gibi:

"Herkes kızabilir, bu kolaydır. ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir."