FARKLI UFUKLARA DOĞRU - 2011

Barış İlhan, 26.12.2010'de Radikal2'de yayınlandı

 

Bir zamanlar din adamlarından şiddetle nefret eden Çinli bir komutan varmış. Olabildiğince çok rahibi bulup onları yok etmeyi yaşamının amacı haline getirmiş. Kendi çevresindeki yüzlerce rahibi öldürdükten sonra yalnız yaşayan bir rahibin bulunduğunu öğrenmiş. Derhal küçük tapınağa gitmiş ve rahibi bulmuş. Savaş gereçlerini donanmış vaziyette rahibe doğru geniş adımlar atmış, kılıcını çekmiş ve basit bir cübbe içindeki ufak tefek yaşlı adama tehditkar biçimde bakmış. Rahip hayret uyandıracak kadar korkusuz görünüyormuş.

“Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun?” diye sormuş komutan. “Ben gözümü bile kırpmadan vücudunu kılıçtan geçirebilirim.”

Rahip doğrudan komutanın gözlerinin içine bakarak cevaplamış. “Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun? Ben gözümü bile kırpmadan vücudumu kılıçtan geçirmene izin verebilirim.”

 

Sizce hangisi cesur?

Buradaki cesaret zamanı gelen deneyime teslim olma ve fırtınayla birlikte hareket edebilme cesaretidir.

 

Astrolojide Satürn ötesi gezegenler olarak bilinen Uranüs, Neptün ve Pluto çıplak gözle görünmezler, bizim bilincimizin dışında kalırlar. Bu nedenle kolektif bilinçdışını simgelerler ve temsil ettikleri bizim kontrolümüz dışındadır. Satürn ve Jüpiter ise toplumsal gezegenlerdir. Bunlar kişisel olmayan, içinde yaşadığımız toplum veya kültürle ve dış koşullarla ilintili konuları simgelerler. Bunları yine kişisel olarak kontrol edemeyiz, ama toplumsal varlıklar olarak derneklerde, organizasyonlarda, politikada yer alarak bir ölçüde etkilerine müdahale edebiliriz. Örneğin hükümetin icraatını beğenmiyorsak örgütlenebiliriz. Ama Satürn ötesi gezegenlerde durum farklıdır. Bir doğal afet, büyük bir global kriz, bir savaş bizi çaresiz bırakır. Bazı şeylerin sonlanmasını veya başlamasını engelleyemeyiz. Yeni bir çağın başlaması bizi aşar. Örneğin uzun  süre bilgisayar kullanmaya direniriz, internete bağlanmayız. Ama sonunda teknoloji bizi yener, teslim oluruz ve onun nimetlerinden faydalanmaya başlarız. Satürn ötesi gezegenlerin gökyüzünde aktif oldukları dönemler yeryüzünde de büyük değişimlere denk gelir. İşte o esnada, bazen yukarıdaki rahip kadar cesur olmamız gerekir. Direnmek işe yaramaz, belimiz kırılır. Fırtınaya uyarsak bir ağaç gibi belki bazı dallarımız kopar, ama fırtınadan sonra oradan yeni dallar çıkar. Fırtınalar mutlaka olumsuzlukları getirmezler, ama biz insanlar genellikle değişimden, daha doğrusu değişimin getirdiği belirsizlikten korkarız. Belirsizlik bir bakıma siste yürümeye benzer. Önümüzü net göremeyiz.

 

Yukarıda sayılan bütün gezegenler şimdi gökyüzünde çok aktif durumdalar. Pluto mevcut kurumları, düzenleri değiştiriyor, Uranüs yanına Jüpiter’i de alarak özgürlük çığlıkları atmaya başladı. Örneğin üniversiteler ciddi biçimde kıpırdamaya başladı. İşçiler de yakındır herhalde. Satürn hakkın eşit dağılımı ve terazinin kefesini eşitlemekle meşgul. Bunu en çok Kürt konusunda deneyimliyoruz. Satürn’ün hareketi aynı zamanda muhalefeti harekete geçirdi. CHP’de ciddi değişimler yaşanıyor. Geriye bir tek belirsizliğin gezegeni Neptün kaldı. O da 4 Nisan’da harekete katılınca sahnenin hazırlanması tamamlanacak.

 

Belirsizlik

Neptün 4 Nisan’da 2024’e kadar kalacağı ve yöneticisi olduğu Balık burcuna girecek. Kabulleniciliği, birlik duygusunu, kardeşçe sevgiyi, şefkat, merhameti simgeleyen Neptün’ün enerjisi çözüp eriten niteliktedir. O güne kadar katılaşmış olanı eritir. Bu durumda ilizyonlarımız, ütopik ideallerimiz, yanılsamalarımız çözülecek, yerine kendini bir kenara bırakıp “bütün” için özverili olma prensibi gelecek. Ancak ilk başta bulanıklaşmış bir gerçeklik duygusu, kolay aldanma, uçuk bir dünya kavramı ve karmaşa yaşanabilir. Birlik duygusu bütüne hizmetten ziyade Türk birliği, Kürt birliği şeklinde bölünmüş küçük birlikler olarak görülebilir. Hayal kırıklıklarına uğranabilir.

 

Farklı Ufuklara Doğru

2011’in önemli bir diğer de hareketi Ay Düğümlerinin Mart’ta burç değiştirmesi olacak. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Yay burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de İkizler’e giriyor. Yani İkizler özelliklerinden Yay özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla farklı ufuklara açılma zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz. Alışkın olduğumuz, bizim gibi düşünen ve yaşayan dar çevreden uzaklaşıp, bizden farklı prensiplerle ve inanışlarla yaşayan geniş bir çevreye açılmak, mantığı, demogojiyi, kelime oyunlarını bırakıp kendi içimizin sesini dinleyip, farklı kültürleri deneyimlemek zamanı. Buna en basit ifadeyle hoşgörü geliştirmek, bilgeleşmek, kendine ve hayata gülebilmek diyebiliriz. Ancak ilk başta bu, fanatizm, kendi doğrunu dayatmak, ahkam kesmek ve kibir şekilde yaşanabilir.

 

Birlik ve Bütünlük Zamanı

2011’in iki önemli hareketi de bizi daha geniş bir bütüne ve birliğe doğru çağırıyor. Aslında gökyüzündeki bütün hareketlerden şöyle bir öykü çıkartabiliriz. Kısıtlayıcı yapılar ve görüşler yıkılacak, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik prensibi yaşanmaya başlanacak, muhtaç durumda olanlar desteklenecek, özveri ve merhamet egemen olacak. Veya bunlar için mücadele edilecek. Tabii bunun bir de öteki yüzü var. Kısıtlayıcı yapılar daha da katılaşacak, isyan başlayacak, insanlar bölünecek ve karmaşa, anarşi yaşanacak. Birinci öykü yukarıdaki cesur rahip gibi olmayı gerektiriyor, ikincisi ise o korkak komutan gibi...

  

Mutlu Yıllar

© 2018 by Barış İlhan. Proudly created with Wix.com