BASKIYA İSYAN

Barış İlhan -24.6.2012'de Radikal2'de yayınlandı

 

Bugün (24 Haziran) gökyüzünde hayatımızda büyük değişimlere işaret eden bir hareket gerçekleşiyor. Bunun sonuçlarını hemen görebiliriz ya da zamana yayılabilir, önemli değil. Şurası gerçek ki, bir süredir adım adım dünya düzenindeki değişiklikleri gösteren gökyüzü hareketlerinin en önemlilerinden birisi  2015 yılının ortalarına kadar sahnedeki başrolünü oynamaya başlıyor.

 

Devrimin, özgürlüğün, isyanın gezegeni Uranüs ile baskının, manipülasyonun, gücün ve dönüşümün gezegeni Pluto’nun kare açı yapmalarından bahsediyoruz. Bu iki gezegenin döngüsü yaklaşık 125 yıl sürer. Bir döngü başlar, çeşitli fazları yaşanır ve 125 yıl sonra sayfa kapanarak yeni bir döngü başlar. Şimdi fazlarını deneyimlemekte olduğumuz döngü 1964-1967 yıllarında başlamıştı. Özetle 1960’larda tohumu atılan konularda hareket başlıyor. Artık tereddüte yer yok. Şimdi karar verme ve mücadeleye başlama zamanı. “Acaba”, “bilmem ki” gibi kişiyi geride tutan karmaşık duygular bitecek ve geride bırakılması gereken şeylerle yüzleşme başlayacak. Astrolojik terminolojide buna “harekette kriz” denir. Çünkü geçmiş alışkanlıklar, aşina bakış açıları bir kere geride bırakıldığında, artık önüne çıkan engellerle mücadele aşaması gelir. Bu noktada risk almak, dürtülerine güvenmek önemlidir. Kuşkusuz dürtüler uzun vadeli plana zarar vermeyecek şekilde kullanılmalıdır. İnsafsız ve amansız davranışlar sadece başkalarına zarar vermekle kalmazlar, sizin uğruna mücadele ettiğiniz amaca da zararları dokunur. Şimdi cesur, erdemli ve inisiyatifli olmak ve yeni yönelimlere doğru yola çıkmak gerekiyor.

 

1960’larda olan olaylara şöyle bir göz attığımzda, 32 Afrika ülkesinin bağımsızlığını kazanmasını, ama şimdi susuzluktan kırılmasını görebiliriz. Ayrıca Vietman savaşını ve savaş karşıtı hareketleri, şimdiki bir çok sorunun temelini oluşturan 1967 Arap-İsrail Altı Gün Savaşını, Martin Luther King, Jr.’ı, Yurttaş Hakları Hareketini, Kanlı Pazarı sayabiliriz. O dönemde sırasıyla JF Kennedy, Malcolm X, Martin Luther King, Jr., Robert F. Kennedy öldürülmüş. Sadece bunlar bile şimdiki gerilimi en çok yaşayacak ülkelerden birinin Amerika olacağını söylememize yeterli. Nitekim Occupy Wall Street hareketi yayılarak genişlemeye devam ediyor.

 

Bu arada o dönemde uzayda ilk insanın yürüdüğünü, ilk Türk otomobili Anadol’un piyasaya sürüldüğünü, ilk kalp naklinin yapıldığını, Çin Halk Cumhuriyetinin ilk hidrojen bombasını patlattığını, Kıbrıs sorununu, Yunanistan’da askeri cuntayı, Altıncı Filoyu  saymadan geçmeyelim.

 

Uranüs-Pluto Zamanları

Dünya tarihinde Uranüs-Pluto döngüleri genellikle insanların baskısını hissettikleri konulara karşı isyanlarıyla görülür. Örneğin denizaşırı sömürgelerin ve dünya denizlerindeki üstünlüğün kontrolu çevresinde dönen Yedi Yıl Savaşı (1756-1763), Fransız İhtilali (1789-1799), Haiti Devrimi (1791–1804), Orta ve Güney Amerika’daki ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmaları, Yunanistan’ın Osmanlı’ya karşı isyan ettiği Yunan Bağımsızlık savaşı (1821), Avrupa’da çeşitli isyanlar, Türk-Rus savaşları (1877), Gandi’nin Tuz Yürüyüşü (1930), Reichstag Yangını ve Hitler’in iktidara gelişi (1933) ve niceleri...

 

Kuşkusuz bu hareket dünya düzenindeki siyasi altüst oluşlara işaret ettiği kadar doğal felaketlere ve bilimsel buluşlara da işaret ediyor. Ayrıca bizim kişisel hayatlarımızda da bunun izlerini görmemiz olası. Eğer bu hareket bizim doğum haritamızda bir noktaya dokunuyorsa, orada bir özgürleşme arzusu, başkaldırı hissedebiliriz, ya da değişimi sağlamak üzere beklenmedik olaylar yaşanabilir. Bunun için doğum haritasını bilmek gerekir. Eğer bilmiyorsak, ve yaklaşık 29 aralık-2 Ocak, 28 Mart-2 Nisan, 29 Haziran-4 Temmuz ya da 30 Eylül-4 Ekim arasında doğduysak, hem değişimlere hazır olmamız hem de değişiklikleri gerçekleştirmek üzere kolları sıvamamız gerekir.

 

Türkiye ve Uranüs-Pluto

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı (yani doğumu) yukarıda sayılan tarihlere denk gelmediğine göre, biz bu hareketin işaret ettiklerini deneyimlemiyecek miyiz? Bu sorunun cevabı, hayır, aslında oldukça şiddetli deneyimleyeceğiz, çünkü bu hareketin gerçekleştiği dereceler Türkiye için oldukça kritik dereceler. Bu kritik derecelerin tetiklenmesi Türkiye’nin ömründe oldukça kadersel temalara işaret ediyor. İktidara muhalefet ve muhalefet partisi, çeşitli politik ve etnik iç sorunlar, çocuk ve kadın tacizi, din, yasalar, inançlar, milliyetçilik, meclis, hazine ve benzeri konular harekete geçiyor. Diyebiliriz ki 2015’ten sonra hiç bir şey aynı kalmayacak. Bu bir kimlik krizine dönüşecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana halı altına süpürülen konular açığa çıkacak ve bunların arıtılması gerekecek. Aslında öykü 2015’ten sonra da sürecek, ama şimdilik bu meydan okumalarla yüzleşmek üzere hazırlanmamız yeterli. Geleceği bu konulara verdiğimiz tepkiler şekillendirecek.

 

Uranüs-Pluto karesi tam açısını 2015’e kadar, 24 Haziran 2012, 19 Eylül 2012, 21 Mayıs 2013, 1 Kasım 2013, 21 Nisan 2014, 15 Aralık 2014 ve 17 Mart 2015 tarihlerinde olmak üzere, yedi kere gerçekleştirecek. İlk tarihin tetiklenmesini Temmuz 2012’inin ortalarında Mars’ın Türkiye haritasında bulunduğu yere gelmesi ve öfke, savaş, çatışma, gerilim konularında yeni bir döngü başlatması sağlayacak. Mars’ın bu döngüsü 2015’in Kasım’ına kadar sürecek. Hayatın örgüsünün denkliğine şaşırmamak mümkün değil. Uranüs-Pluto karesi Türkiye’nin bir çok sorununu çözme konusunda bir fırsat sağlarken, Mars yeni bir döngü başlatarak, artık bu sorunlarla daha farklı mücadele edebileceğimizin, barışı sağlayabileceğimizin işaretini gönderiyor. Temmuz’dan sonra yeni bir sayfa açabilir, sorunlara yeni bir perspektiften bakabilir ve mücadelemizi daha sağlıklı sürdürebiliriz. Bunu yapmak kuşkusuz çok zor olacak, çünkü ortalık karışacak, ama kendimizi aşmak, erdemli ve sistemli ilerlemek zorundayız.

 

Aristo’nun dediği gibi:

"...Herhangi bir şeyde ortayı bulmak güçtür... Herkes kızabilir... Ancak doğru kişiye, yeterince, doğru zamanda ve doğru bir şekilde kızmak kolay değildir..."