Ancak Bu Böyle Gitmez - Uranüs Koç’ta

Barış İlhan, 23 Mayıs 2010, Radikal 2

 

Beni Elektrik Çarptı

Gerçekten. Ben üç yaşındayken, transit Uranüs Kayron’uma tam karşıt yaptığında beni elektrik çarptı. İlk yaramı o zaman aldım. Babamın omuzundayken yakaladığım çıplak elektrik telinin izi hâlâ avucumda durur. Teli yakaladığımda zangır zangır titrerken babam beni sıkıca tutup derhal kendini evin dışına attı. Doğal olarak kablo elimden sıyrıldı ve kurtulduk. Ama elektrik bizi çarpıp evin dışına fırlatmış oldu. Uranüs’ün elektrik enerjisi böyle bir şey. Seni çarpıp öteye fırlatıyor. Ya da çarpıp kül ediyor!

 

28 Mayıs’ta Uranüs 83 yıl sonra tekrar hepimizi çarpıp yeni bir hayata fırlatıp atmak ya da kül etmek üzere Koç burcuna giriyor. Biz bu enerjiyi neredeyse bir gecede yapılan harf devriminden, hatta genel olarak Atatürk devrimlerinden, biliyoruz. Bundan önce Uranüs 1927-1935 yıllarında Koç burcundaydı. O yıllarda Anayasa laiklik prensibine göre düzenlendi, ikinci maddede yer alan "Türk Devleti'nin dini, İslam dinidir" cümlesi çıkartıldı. İlk Türkçe ezan bu dönemde okundu. Rakamlar, harfler değişti, Latin oldu. Soyadı kanunu çıktı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. Lakaplar, ünvanlar kaldırıldı. Herkes eşitleşti. Kılık kıyafetten, medeni kanuna kadar yapılan değişikliklerle yüzünü Batı’ya çevirmiş, yepyeni görüntü ve yasalarla bambaşka bir Türkiye oluştu. Şimdi bu döngü kapanıp, yeni bir döngüye başlanıyor. Bakalım bu sefer yüzümüz ne tarafa dönecek? İçe dönse hiç de fena olmaz.

 

Yakıcı Enerji

Uranüs Koç burcunda 2010-2019 yılları arasında kalacak. Koç hayatı başlatan, cesaretle, hayatta kalma mücadelesiyle, bağımsızlık ve macerayla, yeni şeyler keşfetmekle, bir şeyi ilk defa yaparak diğerlerine yol açmakla bağlantılı bir burç. Uranüs ise bilinenden özgürleşmenin, başkaldırının, devrimin gezegeni. İkisi bir araya geldiğinde hızla yepyeni ve özgür bir dünyaya doğru ilerlemek söz konusu. Tabii bunun yıkıcı ve patlayıcı bir yanı da var. Sabırsızlık, düşüncesizlik, anarşizm, çatışma, uzlaşmazlık, dikkafalılık büyük bir başıbozukluğa yol açabilir. İki patlayıcı enerji bizi her açıdan hazırlıksız yakalayabilir. Yangın, kaza, kavga yaşanabilir.

 

1927-35 yılları büyük ekonomik bunalımın ve Nazizmin dünyaya damgasını vurduğu yıllar. Hemen hemen dünyanın her köşesinde bir tür savaş veya doğal afet var. Bir yanda Hitler Führer seçiliyor, bu yanda Mao Çin’deki kırsal hareketi başlatıyor. 1927’de Çin’de tarihin kaydettiği en büyük depremlerden biri oluyor ve yaklaşık 200,000 kişi ölüyor. Türkiye’de bir yandan komünistler tutuklanıyor, bir yandan Kubilay öldürülüyor. Yahudilere karşı gerçekleştirilen Trakya Olayları yaşanıyor, çok sayıda Yahudi Türkiye’yi terk ediyor. Günümüzde benzer olaylara dikkat etmek gerekiyor.

 

Yeni Buluşlar

Koç “ilk”lerin ve keşiflerin burcu. Uranüs elektroniğin, icatların gezegeni. Nitekim, 1927’de ABD'li havacı Charles Lindbergh New York'tan Paris'e uçarak, Atlas Okyanusu'nu geçen ilk pilot oldu.  New York’la Londra arasında ilk transatlantik telefon görüşmesi yapıldı. Televizyon icat edilerek, elektronik eşya olarak satılmaya başlandı. 1928’de “Demir Akciğer” icat edildi, penisilin bulundu. İlk sesli film çekildi. 1930’da (atmosferde yükseklikle, basınç, sıcaklık, nem ve rüzgar bilgilerini elde eden) radiosonde balonu uçuruldu. Neopren (ilk suni kauçuk malzeme) icat edildi. Pluton keşfedildi. Elektronların dalga özelliği bulundu. Nötron bulundu. Aslında bu dönemdeki fizik çalışmaları daha sonra atom bombasının geliştirilmesine yol açtı. 1931’de Albert Einstein bilim adamlarından askeri çalışmalarda yer almamalarını istedi. Günümüzde, bilim adamları Cern deneyi ile yeni fizik bulşlarını beklememiz gerektiğini söylemeye başladılar bile. Önümüzde büyük keşifler bizi bekliyor. Kuşkusuz bu buluşlar etik tartışmalara da yol açacak. Doğa mı seni kontrol ediyor, sen mi doğayı?

 

32 Yıl Sonra Taksim’de

36 kişinin yaşamını yitirdiği kanlı 1 Mayıs 1977'den sonra kutlamalara kapatılan Taksim Meydanı 2010 yılında ilk kez işçilere açıldı. Yüzbinlerce kişi Taksim’e yürüdü ve 1 Mayıs marşını söyledi. O esnada Uranüs'ün Koç'a ulaşmasına, Jüpiter'in de Uranüs'e ulaşmasına çok az kalmıştı. Jüpiter Türkiye'nin haritasında işçileri temsil eden yerin yöneticisi. Bu iki gezegen biraraya geldiklerinde Uranüs’ün çarpan enerjisi çok güçlenecek, özgürlük isteği artacak, belki de kontrol edilemez hale gelecek.

 

1 Mayıs bir açıdan Tekel işçilerinin direniş hareketine prova niteliği taşıyordu. Bu hareketin içeriğinden ziyade simgeledikleri önemli. Şimdi zamanın ruhuna uygun olarak işçilerin uyanışını ve isyanını simgeliyor. Tekel işçilerinin mücadelesi 26 Mayıs'ta tüm konfederasyonlarla birlikte yapılacak" Hayatı Durdurma" eylemi ile devam edecek. Tekel çalışanları 3 Haziran'da 3 gün, 4 Temmuz'da ise 4 gün eylem için ve Ağustos ayında ise çoluk çocuk bir daha gitmemek üzere Ankara'da olacaklar.

 

Uranüs 28 Mayıs'taki Dolunay'ın ardından Koç'a girecek. Yani bir bakıma işçiler Uranüs'ün Koç'a girişine eşlik edecekler. 6 Haziran'da Jüpiter Koç'a girecek ve 8'inde Uranüs'le kavuşum yapacak. Uranüs 5 Temmuz'da geri gitmeye başlayacak. İşçilerin direniş programının Uranüs ve Jüpiter'in hareketleriyle uyumu çok dikkat çekici. Öyle anlaşılıyor ki ortalık iyice kızışacak ve belki de sorunlara çözüm bulamadan Uranüs geri gidecek. Artık bu mücadele işçisi, öğrencisi, milliyetçisi, solcusu, gericisi, aydını ile uzun yıllar sürecek.

 

1 Mayıs’ta işçilerin bir ağızdan söyledikleri 1 Mayıs marşı şimdi gökyüzündeki Pluto-Uranüs-Satürn döngüsünün ruhunu söylüyor:

 

"Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır. (Pluto Oğlak'ta)
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez, (Satürn-Uranüs)
Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde. (Uranüs Koç'ta)”

  

© 2018 by Barış İlhan. Proudly created with Wix.com