|
|
|
|
VENÜS TRANSİTİ
Eğer gökyüzü bulutlu
olmazsa, 8 Haziran günü dışarı çıkarken yanınıza Güneş Tutulmasını
izlemek için kullandığınız özel gözlükleri almayı unutmayın. Çünkü
o gün yine bir Güneş Tutulması yaşanacak, ancak bu sefer Güneş’i tutan
Ay değil Venüs olacak. Gerçi Ay’ın Güneş’in önüne geçtiğinde olduğu
gibi gökyüzü kararmayacak, Venüs Ay’dan üç buçuk misli daha büyük
olmasına rağmen uzaklığı nedeniyle Güneş’in üzerinde küçük bir
nokta gibi görünecek, ama Venüs transiti denen bu olay 122 yılda bir yaşandığı
için özellikle astronomları heyecanlandıracak. Biz de transitin tamamının
izleneceği Türkiye’de yaşadığımız için çok şanslıyız. Eğer
Amerika’da veya Japonya’da yaşasaydık, ya Güneş batarken ya da doğarken,
bunun ancak bir kısmını izleyebilecektik.
Çıplak gözle görmek zor
olduğu için insanlık tarihinde astronomlar bu transiti sadece beş kez gözleyebilmişler.
Son olarak 6 Aralık 1882’de izlenmiş. Eğer bu transiti kaçırırsanız,
2012 yılında bir şansa daha sahipsiniz. Ondan sonra Venüs transiti bir daha
ancak 2117 yılında izlenebilecek. Astronomlar için bu transitin önemi çok
ender olmasından geliyor. Ayrıca diğer güneş sistemlerindeki gezegenlerin
saptanmasını olası kıldığı için araştırmalara ışık tutuyor. Aslında
gökyüzünde Venüs Güneş her yıl Güneş’le Dünya’nın arasına
giriyor, ama üçünün de tam olarak aynı hizada olması 243 yılda dört kez
gerçekleşiyor. Venüs transitlerinin ritmini izlemek çok kolay. Bir
transitten sekiz yıl sonra ikinci transit oluyor, sonra 105.5 yıl geçiyor ve
tekrar sekiz yıl arayla iki transit yaşanıyor. Ve toplam 121.5 yıllık döngü
tekrar başlıyor.
Sevgi
mi, Savaş mı?
Hani Güneş battıktan sonra
gökyüzünde Güneş’in battığı yönde pırıl pırıl parlayan bir yıldız
var ya, işte o Venüs’tür. O parlak yıldız bazen de Güenş doğmadan önce
pırıl pırıl görülür.
Günümüzde sevgi ve güzellik
temsilcisi olarak bilinen Venüs astroloji tarihinde en önemli gezegenlerden
biridir ve birçok mitin arkasında onun izlerini görmek mümkündür. Aztekler
ve Mayalar takvimlerini büyük ölçüde Venüs’ün hareketlerine göre
ayarlamışlardır. Onlar için Venüs gezegeni kendini yakan, sekiz gün
kaybolan ve yeniden doğan Aztek tanrısı Quetzacoatl’ın sembolüdür. Gerçekte
bu, Güneş ve Venüs kavuşumunda yaşanan astronomik bir olaydır. Venüs
sabah yıldızı ve akşam yıldızı aşamaları arasında sekiz gün boyunca
kaybolmakta, yani gökyüzünde görülmemektedir. Ayrıca Güney Amerika’da
yeraltına inen ikiz kardeşlerin öyküsü de Güneş-Venüs kavuşumunu
anlatmaktadır. Bu öykü ile Venüs’ün hareketleri arasında büyük
paralellikler vardır. Mayalar savaşların ve kurbanların zamanını bu
hareketlere göre ayarlıyorlardı.
Bunlar Venüs’ten çok korkarlar, onun ölümcül hastalıklar taşıdığına
inanırlar ve ışınlarından korunmak için şafaktan once kapılarını kapatırlardı.
Mezopotamya’da
da Venüs en az Güneş ve Ay kadar önemlidir. Her üçü de insanlık
tarihinde her şeyden önce takvimleri oluşturmakta kullanılmışlardır.
Anu
(gökyüzü), Enki (yeryüzü-su) ve Enlil (hava-rüzgar-tarım-gök)'in getirdiği
en yüksek üçlemeden sonra, Güneş tanrısı Utu, Ay tanrısı Nanna ve
"Parlak Yıldız" tanrısı İnanna (Venüs) Sümer mitolojisindeki en
önemli "kutsal astral üçleme"yi oluşturmuştur.
Mezopotamyalılar
Venüs’ü İştar veya Inanna olarak isimlendirmişlerdir. Inanna’nın
mitolojisinde tanrıçanın yeraltına inişi ve hayata dönüşü Mayaların ölüm
ve yeniden doğum öykülerine benzer şekilde anlatılmaktadır. Babililer Venüs’ün
sabah yıldızı oluşunu, sonra kayboluşunu, altmış günün ardından akşam
yıldızı olarak belirişini ve tekrar sekiz gün süreyle kayboluşunu izlemişler
ve tanrıça İştar’a iki kimlik belirlemişlerdir. İştar sabah yıldızı
iken savaşı, akşam yıldızı iken sevgiyi temsil etmektedir.
Astrolojinin
ortaya çıkışında bu denli önemli olan Venüs kehanete yönelik
astrolojinin de ortaya çıkışında önemini arttırarak korumuştur. Çünkü
kehanet astrolojisi Sümerlilerin Venüs'ün hareketlerini ve Güneş-Ay
tutulmalarını matematiksel olarak hesaplayabilmelerinden itibaren başlamaktadır..
Birkaç örnek verecek olursak:
1)
Nergal (Mars) Marduk'a (Jüpiter) yaklaştığında, o yıl Akkad Kralı ölecek
ve ülkedeki mahsul bereketli olacak.
2)
Marduk Nergal'in önünde durduğunda tahıl olacak ve insanlar veya büyük bir
ordu katledilecek.
3)
Marduk Iştar'la beraber hareket ettiğinde ülkede insanların duaları tanrıların
kalplerine ulaşacaktır.
Yunanlılar
Sevgi ve Aşk tanrıçası Aphrodite olarak bilinen Venüs'e ayrıca Phosphorus
ve Hesperus, yani sabah ve akşam yıldızı olarak tapmışlardır.
Kızılderili
kültürlerinin çoğu da Venüs’ü çatışma yaratan bir gezegen olarak tanımlamışlardır.
Sabah yıldızı konumundaki Venüs sekiz yüzyıl boyunca, insanlık tarihinde
genellikle uğursuz ve savaş temsilcisi olarak kabul edilmiştir.
Şimdi şans, güzellik ve
sevgi getirdiği düşünülen Venüs’ü bir savaş işareti olarak hayal
etmek bize zor gelmektedir. Ancak mitolojik öyküleri ile insanlık halini en güzel
ve doğru şekliyle tanımlayan kadim kültürlerin açıklamalarını dikkatli
izlemek ve göz ardı etmemek gerekir. Örneğin Amerika’nın astrolojik
haritasında Venüs bir sabah yıldızıdır. Türkiye’nin haritasında ise akşam
yıldızıdır, ancak ölümü ve yeniden doğumu simgeleyen Akrep burcundadır.
Dolayısıyla Türkiye ilişkilerinde açıkça saldırgan olmamakla birlikte, sık
sık kriz yaşamak ve dönüşmek zorunda kalmaktadır. Amerika ise söylemi
farklı olmakla birlikte, genellikle aktif olarak savaş çıkartan konumundadır.
Ayrıca hem 1999 İzmit depremi esnasında hem de 2003’ün sonundaki terörist
saldırılarda Türkiye’nin haritasında özellikle Venüs gezegeni tetiklenmiş
durumdadır. 11 Eylül saldırısında da Amerika’nın Venüs’ü kritik bir
noktadadır.
Venüs
Yeraltında
Geçtiğimiz 8-9 aydır akşam
yıldızı olan Venüs, Haziran’ın ilk haftasında Güneş’le kavuşup,
onunla birlikte batarak mitolojik öykülerdeki gibi yeraltı yolculuğuna başlayacaktır.
Daha sonra da sabah yıldızı olarak görülecektir. Aynı zamanda 2012 yılına
kadar, sekiz yıl sürecek olan yeni bir döngüyü başlatacaktır. Venüs şu
anda İkizler burcunda hareket ediyor. 2012 yılında yeraltına tekrar İkizler
burcunda girecek. İkizler bilgilenmeyi, iletişimi, konuşmaları, mantığı
ve sağduyuyu temsil eden bir burç olduğu için ilişkilerde iletişim dönemi
başlıyor. Ancak bu kararsızlıkları ve sonu gelmez pazarlıkları da gösterebilir.
Ayrıca uyanıklık, kurnazlık, yasayı kendine göre yorumlamak anlamına da
gelebilir. Bundan önceki döngü Akrep burcunda yaşanmıştı ve hepimiz, özellikle
2002’nin sonundan bu yana güç savaşlarını, benim değerlerim ile bizim değerlerimiz,
benim kaynaklarım ile bizim kaynaklarımız arasındaki çatışmaları
deneyimledik. Bir bakıma yeraltında dönüştürücü süreçler yaşadık.
Bunları hem (uluslararası ve kişisel) ilişkilerde hem de parasal konularda
deneyimledik. Artık İkizler burcunda yüzeye çıkarak daha özgürleşmiş ve
hafiflemiş durumdayız. Ve bir çok konuyu iletişim kanalıyla çözebiliriz.
Ancak özellikle Türkiye’nin iletişim ve pazarlıklarda uyanıklık
yapmamaya ve kendi savlarını başkalarına göre ayarlamamaya çalışmasında
yarar var. Çünkü bu şekilde davrandığı takdirde kazanma ihtimali çok düşük. Haziran’da Venüs yeraltı yolculuğuna başlarken yeraltının yöneticisi olan Pluto ile karşıt durumda olduğu için daha ziyade savaşçı yüzüyle görülme ihtimali çok yüksektir. Savaşçılık dışa dönük enerjiyi simgeleyen aktif ve eril bir tavırdır. Dolayısıyla biz bu enerjiyi barış için harekete geçerek kullanabilir ve özellikle sözlü ve yazılı mesajlarımızla dönüştürücü bir rol oynayabiliriz. Barış İlhan
(6.6.2004'te
Radikal'de yayınlandı.)
|
||||
|
|
| Copyright © 2007, Barış İlhan |