14 Ekim 2004’deki Güneş Tutulması esnasında Güneş ve Ay'ın
yanında Merkür duruyordu. Merkür astrolojide haber ve medyanın temsilcisi.
Güneş Tutulması ve Merkür Satürn'le kare açı yapıyor ve gerilimi
gösteriyorlar. Satürn Türkiye'nin haritasında 8. evin yöneticisi. 8. ev
yeraltı dünyasının alanı. Mafya orada yaşıyor. Satürn devletler astrolojisinde
devleti ve onun ordu, polis ve yargı gibi düzeni kontrol eden kurumlarını
gösteriyor. Yani Türkiye’nin doğum haritasında devlet ve yeraltı birleşmiş
durumda. Bu durumda, Türkiye yeraltındakileri açığa çıkartıp, bunları
arıtmadıkça derin devlet konusuyla uğraşmak zorunda. Ayrıca Türkiye’nin
haritasında sırların gezegeni Neptün medyayı temsil eden alanda bulunuyor.
Medya sürekli gizli saklıyla ilgilenen, ancak bununla ilgilenirken yolunu
şaşıran ve akılları karıştıran bir konumda görünüyor. Medyada bunları takip
etmeye çalışırken kaybolup gidiyoruz. Kısaca medya ve devlet sırlarla içiçe
geçmiş ve her şeyi birbirine karıştırmış durumda. Bu, hayatımızı yakından
etkiliyor ve hepimizde saçmalık duygusu yaratıyor. Yaratıcılık, özgüven bu
saçmalık duygusuyla darbe yiyor. Öyle ya, mafya, yolsuzluk yaşamımıza bu kadar
hakimken ne yapsak nafile. Böyle bir düşünce silsilesi içinde kendi gücümüzü
yitiriyoruz. Çaresizleşiyoruz ve daha büyük güçlerden medet umar hale
geliyoruz. Ve bu daha büyük güçler Amerika gibi kendi yeraltı dünyasında
boğulmakta olan ülkeler oluyor. Kendi kaynaklarımızı ve yaratıcılığımızı
onların hizmetine sunuyoruz. Oysa yine Türkiye’nin haritasında gücün simgesi
Pluto halkı temsil eden alanda yer alıyor. Yani bizim kendi gücümüze sahip
çıkmak ve hem kendi uyguladığımız hem de bize dayatılan manipülasyon çarkını
kırıp atmak zorundayız. Şimdi içinde bulunduğumuz Tutulmalar Mevsimi
Türkiye’nin haritasında sahneye çıkmayı temsil eden alanda gerçekleşiyor ve
yeraltı dünyası ile bağlantılı görünüyor. Tutulmalar yeni bir şeyin zamanını
işaret ettiklerine gore, Türkiye’nin ömründe derin devletin ortaya serilmesi
ve arıtılmasının zamanının geldiğini söyleyebiliriz. Son günlerde gazetelerin
baş sayfalarında Sedat Peker'in tutuklanması ve onun polisle, yargıdaki bazı
üst düzey yetkililerle ilişkileri, Çakıcı’nın yakalanması, Susurluk’ta kayıp
dosyanın açıklanması size Güneş Tutulmasını hatırlatmıyor mu? Şimdi bir de
şöyle düşünün Güneş Tutulması Türkiye'nin doğum haritasındaki Merkür ve Satürn
kavuşumunun tam yanıbaşında gerçekleşiyor. Bu da yukarıdaki temayı
desteklemiyor mu? Yani bir bakıma yukarıda ne oluyorsa, aşağıda da aynı model
tezahür etmiyor mu?
Bu noktada yeraltının sembolizmine bakmamız gerekiyor.
Yeraltı aynı zamanda cehennem demektir. Ya yanıp kül olursun ve küllerinden
yeniden doğarsın, ya da sonsuza kadar kül olmadan yanıp durursun. Kısaca mafya
ve derin devlet temizlenmedikçe sürekli yanmaya mahkumuz. Oysa Pluto ile
küllerimizden yeniden doğma kapasitesine sahibiz. Bunun için mafya yerine
çocukları beslememiz, onları desteklememiz gerekiyor. Bunu mafyanın çocuksu
yönüne hitap etmek olarak da tercüme edebiliriz. Ayrıca yine yeraltı
sembolizmine gore mafyadan bunları bir çöp torbasının içine hapsederek
kurtulamayız. Bir noktada bu torbayı açıp ayıklamamız gerekir. Bu ayıklama
operasyonu esnasında kendi cevherlerimize kavuşabiliriz. Tüm mücevherlerin
baskı altında kalan yeryüzü katmanları sayesinde oluştuğunu unutmamak gerekir.
Bir madenci gibi çalışmak gerekir. Eh ne de olsa biz aynı zamanda madenci bir
devletiz. Bizim madencilerimiz Amerika’nın altın arayıcılarından çok farklı.
Esas mesele bu farkı görebilmek ve hayata uygulayabilmek. Önümüzdeki iki ila
dört yıl boyunca madenciliğe hoş geldiniz.
Bar