|
|
|
|
TANRI’NIN PARMAĞI Dünya karikatür krizi ile sarsılıyor. Hazreti Muhammed’in hicvedildiği karikatürler nedeniyle İslam dünyası ayağa kalkmış, protestolar, saldırılar ve yangınlarla bir çok ülke birbirine girmiş durumda. Gökyüzündeki hareketlerle yeryüzündeki olaylar arasındaki bağlantıyı araştıran astrolojinin sembolizminde bu olayın göstergelerini aradığımızda, ilk önce dini temsil eden sembollere bakmamız, sonra tetikleyici unsurlar olarak karikatür, öfke ve yangının temsilcilerini aramamız gerekiyor. Dinin ve inançların temsilcileri Yay burcu ve Jüpiter gezegenidir. Hayatın karanlık yönünü, kendi gölgelerimizi, kitleleri, dönüşümü, yıkımı, yeniden doğuşu temsil eden Pluton 1995 yılından bu yana Yay burcunda ilerlemektedir ve 2009 yılına kadar bu burçta kalacaktır. Nitekim bugüne kadar yaşanan çeşitli olayların ardında dini unsurlar bulunmaktadır. Bunların en dikkat çekenleri 11 Eylül ve bir müslüman ülke olan Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesi konusudur. Bu durumlar karşısında Hıristiyan dünyası İslam dünyasını daha iyi anlayabilmek üzere araştırmalara girişmiş, bir dönem Amerika’da en çok satan kitap Kuran olmuştur. Öte yandan İslam dünyası İslamiyetin terörle özdeşleştirilmesi sorunuyla uğraşmaktadır. Neticede iyiye veya kötüye doğru din ve inançlar ele alınmıştır. Tabii bunlara Budizm’in ve Uzak Doğu felsefelerinin tüm dünyada popülerleşmesi, insanların New Age akımları ile daha fazla tinselleşmesi gibi eğilimleri de ekleyebiliriz. Tüm bunların sonunda dine bakış dönüşecek ve dinlerde reform kaçınılmaz hale gelecektir. Kısaca açıklamaya çalıştığım bu arkaplan son olarak karikatür krizi ile tetiklenmiştir. Karikatür Venüs gezegeni, kitleler Pluton, öfke ve yangınlar ise Mars gezegeni ile temsil edilmektedir. Astrolojide Tanrı’nın Parmağı isimli bir açı oluşumu vardır. Üç gezegen gökyüzünde birbirlerine yaptıkları açılarla bağlanırlar. Bunu uzatılmış bir üçgen veya “Y” harfi gibi düşünebilirsiniz. Bu üçgenin ucunda gezegenlerden biri bulunur ve bu gezegen tüm enerjiyi kendine çeken bir odak noktası olur. Bu açı oluşumuna Tanrı’nın Parmağı denmesinin nedeni kaderselliğidir. Yani buna kaderin parmağı da diyebiliriz. Bir bakıma kaçınılmaz, önüne geçilemez, aniden patlayan olayları simgelemektedir. Nitekim bu krize neden olanlar da olayların bu duruma geleceğini tahmin edemediklerini söylemektedirler. Ve olaylar önlenemez biçimde yayılmakta ve şiddetlenmektedir. Gökyüzünde 1 Ekim’de böyle bir Tanrı’nın Parmağı oluşmuştur. Bu oluşumda yer alan gezegenler Jüpiter (dini inançlar), Pluton (kitleler) ve Mars (öfke, yangın) tır. Yani böyle bir krizin kadersel ağları örülmüş durumdadır. Bu oluşumda görülmeyen gezegen karikatürü temsil eden Venüs’tür, ancak tam o gün Venüs gezegeni Mars’ın karşısına geçerek Tanrı’nın Parmağını tetiklemiştir. Danimarka gazetesi “Jyllands-Postem” 12 karikatürü 30 Eylül 2005’te yayınlamıştır. Bir bakıma “kaderin parmağı” bu karikatürlerin büyük bir krize dönüşeceğine o zaman işaret etmiştir. Bu durumda krizin niçin o günlerde bu kadar şiddetlenmediğini düşünebiliriz. Bunun cevabı Mars’ın 2 Ekim’de geri gitmeye başlamasıdır. Yani Mars’ın şiddetli enerjisi bir süre dış dünyanın sahnesinden çekilmiş, geri planda uykuya yatmış ve Aralık ayında tekrar ileri gitmeye başlamıştır. Mars Şubat ayında Eylül’ün sonunda oluşan Tanrı’nın Parmağının derecelerine ulaşmış ve bu kaderin tezahürünü tetiklemiştir. Geçtiğimiz günlerde bir seminer vermek üzere Türkiye’ye gelen astrolog Wayne Moody 1 Ekim’deki Tanrı’nın Parmağına özellikle dikkat çekerek kırmızı alarm vermiştir. Çünkü bu kadar bariz göstergelerin yanısıra Mars tetikleme derecesine geldiğinde aynı zamanda “yıkıcı” kabul edilen bir sabit yıldızla birleşmiştir. Bu krizin ne kadar yıkıcı olduğuna hep beraber şahit oluyoruz, hatta şahit olmakla kalmayıp içinde yaşıyoruz. Şimdi Mars gökyüzünde “en uğursuz” kabul edilen Algol’a doğru yaklaşmaktadır. 10-11 Şubat’ta bu yıldız ile birleşecektir. Türkiye açısından şimdilik bu krizle bağlantılı tek olay Trabzon’da yaşayan bir papazın öldürülmesidir. Türkiye’nin Mars’ı evi ve ülkeyi temsil eden bir alanda olduğu için öfke ve şiddet dışarıya değil, içeriye yöneltilmektedir. Bu krizin içinden çıkmanın bir yolu da yukarıda söz edilen gezegenlerin yapıcı yönlerini kullanmak olabilir. Venüs barış, Pluton herkesin kazandığı durumlar yaratmak, Mars atılganlık, hakkını koruma ve Jüpiter hoşgörü demektir. Yani barış için hoşgörülü bir yaklaşımla kendi hakkını korurken, herkesin kazandığı durumlar yaratabiliriz. Barış İlhan 12 Şubat 2006'da Radikal 2'de yayınlandı
|
||||
|
|
| Copyright © 2007, Barış İlhan |