|
|
|
|
2006'da GEZEGEN DÖNGÜLERİ 2006 yılında dünyayı ilgilendiren önemli astrolojik olgularla karşı karşıyayız. Ağır hareket eden gezegenlerin döngülerinin dünyada kritik değişim dönemlerine işaret ettikleri, 9. yüzyıl İslam alimleri tarafından ortaya sürülmüş, dolayısıyla dünyasal astrolojinin temelleri o çağda atılmış ve o günden bu yana da sürekli geliştirilmektedir. Bu döngüler iki şekilde incelenir. Birincisi bir gezegenin başlangıçtaki yerine dönmesi ve dönene kadar yine başlangıçtaki sabit konumuyla çeşitli açılar yapmasıdır. Bu açılar izlenerek başlangıçta tohumları atılan girişimlerin nasıl bir seyir izleyeceğine bakılır. İkinci yöntemde ise iki gezegenin birbiriyle yaptıkları açılar döngüsel olarak izlenir ve yine açılarına göre yorumlanır. Bu açılardan en önemlileri iki gezegenin yanyana geldikleri kavuşum açısı, sonra iki gezegenin karşı karşıya geldikleri karşıt açı ve birbirlerine 90 derece yaptıkları kare açıdır. Kavuşumlar bir potansiyel taşıyan tohumlardır. Bir dönem kapanırken, yeni bir sürecin başladığı dönemlere işaret ederler. Karşıtlar ise bu tohumların meyvelerini gösterirler, ancak burada iki unsur birbirine karşıttır. Tez ve antitez söz konusudur. Kamplaşma ve başkaldırı yaşanabilir, dolayısıyla uç noktada kriz dönemlerine, tarihte dramatik olaylara işaret ederler. Bu başlangıç ile hasat zamanlarının ortasında da kare açı yaşanır. Kare açı kısaca 360 derecenin 4’e bölünmesiyle elde edilir. Dört sayısı madde demektir ve ilk baştaki düşüncenin maddesel dünyada tezahür etme mücadelesini gösterir. Engellerle karşılaşılır ve bu engelleri aşmak için kararlı olmak, gerekirse davranışlarda değişiklik yapmak gerekir. Dolayısıyla kare açılar da bir tür kriz dönemlerini gösterirler. Bu değişim ve kriz dönemlerini değerlendirirken en önemli husus, olayların tam o tarihlerde olmayabileceğidir. Yani bu hareketler bir dönemi başlatırlar ve kader ağlarını ağır ağır örer. Mevcut Yapılar Potansiyellerle Çatışıyor 2006 yılında Türkiye özelinde Uranüs (bağımsızlık, eşitlik, kardeşlik ve bilinenden özgürleşmek) döngüsü yaşanacak. Tüm dünyada da Satürn’ün baş aktör olduğu iki gezegensel döngü gerçekleşecek. Gözle görebildiğimiz en son gezegen olan Satürn çağlar boyunca güneş sistemimizin sınırını çizmiş ve bu nedenle sınırları temsil etmiştir: Görüş açımızın sınırı, bedenimizi sınırı (deri) ve kişisel davranışlarımızın sınırı (yasa). Her şeyin arkasındaki yapı veya iskelettir. Ayrıca ölümdür, zorluktur, engellerdir. Bu dünyanın, ömrümüzün yöneticisi, zamanın efendisidir. Satürn şimdi Aslan (kral ve lider) burcunda ilerliyor ve dünyadaki kraliyet sistemlerini ve ülke liderlerini zorluyor. Onları bir şekilde sınırlandırıyor. Ayrıca ekonomik yapılarla da ilgili olduğu için özellikle spekülatif yapıları (Aslan) sınıyor. Sosyal düzen, kontrol, kural istiyor. Kanun ve düzeni dayatıyor. Çok katı, disiplinli olabilir ve sansür uygulayabilir. Satürn’ün döngülerinin yaşandığı dönemlerde ülkelerin sınırları ihlal edilir veya sınırlar değişir, yeni bir düzen kurulur. 2006’da Satürn ilk döngüsünü Jüpiter’le bir kare açıda gerçekleştirecek. Jüpiter potansiyeller, fırsatlar, esnek bir liberalizm, hoşgörü, iyimserlik demektir. Ancak gölge yönüyle fanatizm, kendi dini ve ahlaki görüşünü dayatma ve yasalarla ilgili çatışma demektir. Satürn-Jüpiter döngüsü çağlar boyunca sosyal yapıları ve ulusal kimlikleri, dolayısıyla tarihi şekillendiren döngü olarak kabul edilmiştir. Günümüzde de özellikle parasal açıdan çok önemlidir. Bu ikili son olarak 2000 yılında Boğa (para) burcunda yanyana gelerek kavuşum yaptılar, şimdi de o dönemdeki başlangıç tohumunun mücadeleleri yaşanacak. O kavuşum özellikle Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz olarak yaşandı ve bu krizin ardından para ile ilişkimiz bütünüyle değişti. Hükümet (Satürn) ekonomik açıdan iyimser (Jüpiter) tablolar çiziyor. Bunların doğru olup olmadığını 22 Haziran ve 25 Ekim’deki kare açı esnasında göreceğiz. Açının etki süresini genişletirsek 2006 yılının çoğunda bu mücadele ve kriz sürecini yaşayacağımızı söyleyebiliriz. Şimdi Satürn’ün Türkiye’nin para evindeki hareketi bu mücadeleyi kaçınılmaz yapıyor. Ancak kare açının başarı veya başarısızlığı kesinleştirmediğini, aksine başarıya doğru bazı düzenlemeler yapılması gerektiğini unutmamalıyız. Bunun dışında yasalar, uluslararası borçlar, dini inançlar konularında da mücadeleler olabilir. Politik Değişiklikler, Sınırların Çözülmesi 2006 yılında mevcut statükonun gezegeni Satürn ikinci döngüsünü çok ağır hareket eden Neptün’le bir karşıt açıda gerçekleştirecek. Neptün hayallerin, ideallerin, evrensel değerlerin, sosyalizmin, sol kanadın gezegeni. Ütopyayla, ayrıca aldanma, hayal kırıklıkları ve skandallarla ilgili. Mitolojide daha ziyade Poseidon olarak tanınıyor. Mitlere göre Poseidon’a üç dilli bir mızrak verilirken şöyle denmiştir: “Bunun sadece mükemmel bir balık mızrağı değil, dünyayı sarsıp depremler, denizde dalgalar meydana getirmek için en etkili alet olduğunu göreceksin.” Poseidon’un mızrağının ne kadar etkili olduğunu geçtiğimiz yıllarda Tsunami’de, Katrina kasırgasında gördük. İşte bu Neptün 2006’nın Ağostos ayında Satürn’le karşıt açı yapacak. Bu açı etkisini bir süredir zaten hissettiriyordu, ancak 2006’da açı kesinleşecek ve 2007’nin sonuna kadar sürecek. Satürn-Neptün döngüsü tarihte daha ziyade politik değişiklikler ve reformlarla ilgili görülüyor. Bu döngünün komünizm ile bağı Rus tarihinde çok net bir şekilde izlenebiliyor. 1917’de Bolşevik Devrimi, 1989’da Berlin Duvarının yıkılması hep Satürn-Neptün kavuşumu esnasında gerçekleşti. Ayrıca Komünist Manifesto 1846’da Satürn-Neptün kavuşumunda yayınlandı. Yine 1917’de Meksika Devrimi yaşandı. 1917-1918 yılları I.Dünya savaşının sona erdiği, dolayısıyla Türkiye’nin parçalandığı ve Kurtuluş Savaşı düşüncesinin tohumlarının atıldığı yıllar. Satürn-Neptün kavuşumu yaklaşık 36 yılda bir gerçekleşiyor. Bundan on sekiz yıl sonra karşıt açı yaşanıyor. Bu döngüde idealizm ile gerçeklik çatışıyor, kaos yaşanıyor. Neptün sembolik olarak gazı, sıvıları ve petrolü temsil ettiği için son yüzyıldaki Satürn-Neptün döngülerinin çatışmalarında hep petrolün izlerini görüyoruz. 2006’daki karşıt açı tam anlamıyla bir petrol sorununa işaret ediyor. Amerika Çin’in, Hindistan’ın büyümesi ile giderek azalan petrol rezervlerini ele geçirme projelerine devam edecek. 1917’de Aslan burcundaki kavuşum esnasına Türkiye Bakü petrollerini ele geçirmek üzere Kafkasya’ya doğru gidiyordu. Günümüzde ise Bakü-Ceyhan petrol boru hattının açılması ile uğraşıyor. Borudan petrol Ay ve Güneş Tutulmalarının yaşanacağı Mart ayında salınacak. Güneş Tutulması ayrıca ülkedeki toprak bütünlüğü, iç çatışma ve tarım konularını gündeme oturtuyor. Uluslararası ilişkilerde bunlarla uğraşılabilir. Tutulma hükümeti temsil eden alanda olacağı için bir değişimi simgeleyebilir. 2006’da karşıtlığını yaşayacağımız döngü 1989 yılındaki kavuşumla başladı. O yıl dünyadaki en önemli olaylar Berlin Duvarının yıkılması ve Sovyetlerin dağılması, Japonya’da İmparator Hirohito’nun ölümü, George Herbert Walker Bush’un Reagan yerine Başkan seçilmesi, İran’da Humeyni’nin ölümü, Afganistan’dan son Sovyet birliklerinin çekilmesi, 300 metre çapındaki bir asteroitin dünyanın 500,000 km yakınından sıyırıp geçmesi, Gorbachev’ın 1960’lardan bu yana ilk defa Çin’i ziyaret etmesi, Rusya’da iki trenin çarpışması sonucu doğal gaz patlamasında 645 kişinin ölümü, Burma’da karşıt lider Aung San Suu Kyi’nin ev hapsine alınması, 7.1 ölçeğinde San Fransisco depremi, Brezilya’da 29 yıldır ilk özgür seçimin yapılması. Şimdiki karşıt açıda yukarıda adı geçen ülkelerde bir takım değişiklikler olacağını kolayca görebiliyoruz. Dikkati çeken konuların başında ülkelerdeki yönetim ve lider değişiklikleri geliyor. Satürn-Neptün döngüsü İngiltere’yi de yakından ilgilendiriyor, çünkü bu ülkede taht değişimi genellikle bu dönemlerde yaşanıyor. Satürn-Neptün’ün son karşıtlığında Amerika Vietnam’dan çekilmek zorunda kalmıştı, şimdi de Vietnam’a dönen Irak’tan çekilmeye çalışacak. 1989’da Türkiye’de de Kenan Evren yerine Turgut Özal seçiliyor. O yıl ülkeyi zorlayan konuların başında Bulgaristan Türklerinin zorunlu göçü var. Önemli iki diğer konu da Türkiye’nin Avrupa Topluluğuna katılma başvurusu ile ilgili komisyon görüşü (buna göre Türkiye topluluğa katılmaya ehil bir ülkeydi, ancak ekonomik, siyasi ve sosyal nedenlerle hazır değildi) ve Anayasa Mahkemesinin türban ile ilgili kararı. Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in başvurusu üzerine “Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" şeklindeki yasa maddesini iptal etti. Ancak Özal’ın cumhurbaşkanlığından sonra hükümet üniversitelerde türban takılmasını serbest bıraktı. 2006’da türban konusu bütün ağırlığı ile gündeme oturacak ve bu yasakta (Satürn) çözülmeler (Neptün) olacak veya iyice kamplaşma yaşanacak (içki her yerde yasaklanacak). Kadersel Temalar Satürn kolektif ile kişiseli birbirine bağlayan bir geçit gibi işlev görür. Satürn ötesi gezegenler, yani Uranüs, Neptün ve Pluton, kitlesel ve kadersel temalara işaret ederler. 2006 yılından itibaren Satürn’ün bu kadersel gezegenlerle peşpeşe döngüleri dünyamızın çok ciddi bir değişimin kapısında olduğunu gösteriyor. Bu kapının arkasında özgürlük var, ancak özgürlüğün bedelinin ağır olduğunu biz iyi biliyoruz. "KIYIYI UZUN SÜRE GÖZDEN YİTİRMEYE RAZI OLMADAN YENİ TOPRAKLAR KEŞFEDEMEZSİN" Andre Gide
Mutlu Yıllar... Barış İlhan 1 Ocak 2006'da Radikal 2'de yayınlandı
|
||||
|
|
| Copyright © 2007, Barış İlhan |